|
Hüzün Senesi ve PEYGAMBERİMİZ (S.A.V.)'İn Mi'racı |
Hüzün Senesi ve PEYGAMBERİMİZ (S.A.V.)'İn Mi'racı
İsrâ, gece vakti yapılan yolculuğun; mi‘rac da urûc kökünden gelen
yükseğe
çıkmak veya yukarılara çıkmakta kullanılan merdiven benzeri bir
vâsıtanın
adıdır.
İslâmî ıstılahta İsrâ ve Mi‘rac, Peygamberimiz (s.a.v.) Efendimiz’in
Mescid-i
Haram’dan başlayıp Mescid-i Aksâ’ya, oradan da Sidretü’l-Müntehâ’ya ve
huzûr-i
Rabbi’l-âlemîne kadar devam eden bin bir hikmet ve sırlarla dolu olan
yolculuğudur. Recep ayının 27’nci gecesi vukû bulmuştur. Her sene-i
devriyesinde, bütün İslâm âleminde büyük bir aşk ve vecd ile ihyâ
edilir.
Mi‘rac, “hüzün senesi” olarak isimlendirilen devrede, yani Resûlüllah
Efendimiz’in en büyük hâmisi, amcaları Ebû Tâlib ile maddeten ve mânen
her zaman
yanlarında bulunan zevce-i tâhireleri Hadîcetü’l-Kübrâ vâlidemizin
vefatlarıyla
sıkılan, âdeta hüzne gark olan Peygamberimiz (s.a.v.)’in huzûr-i İlâhîde
tesliye
edilmesidir... Üç yıldır devam eden Mekkeli müşriklerin ablukası ve on
yıla
yakın zamandır süregelen sıkıntıların sonunda Resûlüllah Efendimiz’in
rahatlaması, bunlara gösterilen sabrın mükâfatlandırılmasıdır.
Allah Teâlâ, lûtuf ve ihsânıyla şereflendireceği kullarını çeşitli
imtihanlardan
geçirmiştir. En büyük ihsan ve mükâfatlara nâil olan peygamberler de
herkesten
daha çok sıkıntı-ıztırap ve meşakkatlerle karşılaşmışlardır. Tabiî ki en
büyüğüyle de, iki cihan serveri Fahr-i Kâinat (s.a.v.) Efendimiz mâruz
kalmışlardır. İşte Cenâb-ı Hakk, tebliğ esnasında karşılaştığı her
sıkıntıya
göğüs geren ve İslâm’ın intişârı uğrunda her fedâkârlığa katlanan
Sevgili
Habîbini Mi‘rac’la mükâfatlandırmıştır.
Velhâsıl Mi‘rac, gerek Peygamberimiz ve gerekse ashâbı için, o hüzün
senesinde,
büyük bir tesellî kaynağı olmuştur.
|
| Benzer Konular
|
|