Hıdırellez ne demektir? Hıdırellez hakkinda bir mü'minin görüşü ne yönde olmalıdır?
Okunma
561
Hıdırellez ne demektir? Hıdırellez hakkinda bir mü'minin görüşü ne yönde olmalıdır?
Soru
Hıdırellez
hakkinda bir mü'minin görüşü ne yönde olmalıdır? çok fazla batıl itikat
var. mesela para kesmek gibi. gazete sayfalarını para niyeti ile dua
ederek kesiyorlar. sembolik olarak kesiyoruz diyorlar ya da gül dibine
ev yapmak vs. hatta kesilen gazeteden paralari bir torba içerisinde
agzi biraz açık bırakılarak dışarı asıyorlar, hızır a.s gece gezermiş
bu gece, eli degsin diye vs. bunlar hakkinda açıklamalı yer verirseniz sualime sevinirim.
Cevap
Değerli Kardeşimiz;
Öncelikle batıl
olan hiç bir uygulamayı dinimiz kabul etmez. Hıdırellez kutlamalarını
batıl ve hurafelerle doldurmak doğru değildir. Bahsettiğiniz hurafe
uygulamalara itibar etmemek bu gibi hurafelerden uzak durmak gerekir.
Her
sene bahar mevsimindeki yeşilliğin canlandığı mayıs ayının başlarında
bir Hıdırellez bayramı kutlanmaktadır. Bu bayramda insanlar ateşler
yakıp üzerinden atlayarak kısmet bulacaklarını düşünmekte, içine
girecekleri bir eve sahip olacaklarını ümit etmekte, daha nice
niyetlerinin bu bayram günündeki bazı âdetlerle gerçekleşeceğini
beklemektedir.. Bunların gerçekle ilgisi ne kadardır? Daha doğrusu,
Hıdırellez ne demektir? Bunun bir aslı olmalı, sonra bu hale getirilmiş
bulunmalı diye düşünmekteyiz. Bu konuda bilgi verebilir misiniz?
Efendim,
bazı konular halk örfünde kabuk bağlayıp özünden uzaklaşır duruma
girebilmektedir. Zannederim mayıs ayının başında kutlanan Hıdırellez
bayramında da böyle bir kabuk bağlama durumu söz konusudur. Olayın
aslını şöyle ifade edebiliriz:
Hazret–i Musa aleyhisselam
zamanında hükümdarın birinin temiz niyetli bir oğlu kendini dine verir,
dinî hayat yaşayıp dinî hizmetlerle hayatını değerlendirmek ister.
Babasının hükümdarlığı, makamı, mevkii onu tatmin etmez. Hükümdar
oğlunun kendini dinî hizmetlere adaması, çevrenin irşadına yönelmesi
Rabb'imizin de hoşuna gider. Ona kerametler ihsan eder. Bu sebeple bu
genç irşat için gezerken uğradığı çorak araziler yeşillenmeye başlar.
Kupkuru çöllerin yemyeşil hale gelişi, oradan hükümdarın oğlunun
geçtiğini göstermiş olur.
Arapça da yeşilin bir adı da (hazr)
olduğundan çorak yerlerin yeşillendiğini gören halk buradan Hızır
geçmiştir diyerek Hızır ismini meşhurlaştırmaya başlarlar. Bir ara bu
genç, zamanın peygamberi İlyas aleyhisselamla da buluşur. Böylece İlyas
aleyhisselamla buluştuğu güne halk Hızır–İlyas buluşma günü olarak isim
verirler. Sonraları bu isim yuvarlanarak Hıdırellez şekline dönüşür.
Tıpkı hoca merhumun, oğlunuzun adını Eyyüb koyarsanız dikkat edin, sora
söylene söylene ip kalır, sözündeki gibi, Hızır ile İlyas da Hıdırellez
olup çıkar..
Hızır’ın aslında geçtiği yerleri yeşillendiren
bir veli mi, yoksa ayrıca bir de peygamber mi olduğu konusunda çeşitli
rivayetler vardır. Fakat gerçek olan odur ki, velilerin hayatını
yaşamakta olan Hızır aleyhisselam, beş çeşit hayat derecesinin ikinci
derecesinde yaşamaktadır. Bu derecedeki hayat bizim gibi maddi
şartlarla bağlı değildir. Bir anda birçok yerlerde farklı görüntülerle
bulunabilir.
Bu yüzden halk arasında da Hızır aleyhisselam erişmiştir imdadına diye de söylentiler yayılmaktadır..
Bazen
Hızır makamına çıkıp da Hızır’dan ders alan velilerin de olduğu,
bunların Hızır gibi darda kalanların imdadına koştuğu, bu yüzden de
onların da Hızır'ın kendisi sanıldığı anlaşılmaktadır.
Bediüzzaman
Hazretleri'nin Mektubat’ında bu konudaki soru cevapta, Hızır
aleyhisselam hayattadır, ancak onun hayatı ikinci derecede hayat
olduğundan birçok alimler hayatta olmadığını düşünmektedir, şeklinde
bilgi vardır.
Hızır–İlyas buluşma günü olarak bildiğimiz altı
mayıs Hıdırellez bayramına bu bilgi ve ilgi bakılırsa herhalde gerçeğe
daha yakın bir bakışla bakılma ve kutlama söz konusu olur.
Bugüne
ait ateş yakılıp üzerinden atlanılması, oyuncak evler yapıp gerçeğine
kavuşulacağının düşünülmesi.. gibi âdetler halkın iyilik
temennilerinden ibaret arzulardan sayılırlar. Kesinlik arz eden
gerçekler olarak kabul edilmezler. Bunlardan medet umulmaz.