Tarih kaynaklarına göre Antakya, M.Ö.300 civarında Büyük
İskender'in komutanlarından Seleucus Nicator tarafından
kurulmuştur.Eski kaynaklara göre Antakya nüfusu 300.000 bin nüfusuyla Roma
İmparatorluığunun 3.dünyanın 4.büyük kentiydi. Babası Antiochus'un isminden Antiocheia adıyla kurduğu şehir,
Silpius Dağı (bugünkü Habib Neccar Dağı) eteğinde ve Asi Nehri (Orontes)
kenarında yer almıştı. Aslında İskender'in ölümü sonrasında Seleucus'un
yönetimine giren topraklarda Antakya dışında başka yerlerde çok sayıda Antiocheia daha kurulmuştu.
Tarih
Öncesi ve Helenistik Dönem
Antakya civarının tarihi, şehrin kuruluşuna göre çok daha
eskidir. Değişik kaynaklarda belirtildiğine göre, Tell-Açana höyüğündeki kazılar
Kalkolitik Çağdan (M.Ö.5000-4000) itibaren yörenin yerleşim için kullanıldığını
göstermektedir. Anadolu'yu Filistin ve Suriye'ye bağlayan yol üzerinde, Mezopotamya'yı Doğu
Akdeniz'e bağlayan noktalardan biri olması nedeniyle Hatay'ın eski bir yol
güzergahı olduğu çok açıktır. Burası Hitit ve Eski Mısır
İmparatorluklarının sınırlarını oluşturan bölgenin eşiğindeydi.
Makedonyalı Büyük
İskender'in doğuya doğru fetihlerini sürdürürken Pers Kralı Darius
(Codomannus)'la yaptığı savaşlardan birinin İ.Ö.333 yılında Issus yakınlarında,
bugünkü Payas İlçesinde, Pinarus nehri (bugünkü Deliçay) üzerinde
gerçekleştirildiği düşünülmektedir. Bunun hemen ardından Gaugamela denilen
yerdeki savaşta Büyük İskender'in ordusunun galip gelmesinden sonra İskender, Fenike topraklarını elde etmek amacıyla
Asi (Orontes) boyunca güneye ilerledi. Suriye ve Mezopotamya bölgesi Makedonyalıların
eline geçti. Ancak Büyük İskender'in M.Ö.323 yılında Babil'deyken ölmesinin
ardından fethedilen topraklar İskender'in komutanları arasında bölündü. Suriye
ve Mezopotamya bölgesi üzerindeki güç savaşı Seleucus Nicator'un lehine
sonuçlandı(M.Ö.301). Öncelikle Seleucus Krallığının başkenti olarak, Akdeniz
kenarında bir liman olduğundan Seleucia Pieria (bugünkü Samandağ, Çevlik) seçilmişti.
Seleucus, yendiği rakibi Antigonus (Monophtalmus)'un bugünkü Antakya'nın 5 km. kadar kuzeyindeki
yönetim merkezi Antigonia'yı yıkarak halkını kendi adıyla kurduğu bu yeni
başkente (Seleucia) naklettirdi. Ancak Mezopotamya civarı ve güney Suriye'nin
kontrol edilebilmesi açısından ve Seleucia'nın denizden gelecek saldırılara
açık olması nedeniyle yeni bir kent, Antiocheia
kuruldu.
Bu kent, yendiği rakibinin Antigonia'sıyla aynı yerde
değildi, daha güneyde Silpius Dağı eteğinde ve Orontes (Asi) kenarında idi
(M.Ö.300). Antakya'nın Seleucus Krallığı'nın başkenti olması Seleucus
Nicator'un ölümünden sonra oğlu Antiochus Soter(M.Ö.281-261) zamanında olmuştur.
Türkiye'nin kültür başkenti olan Antakya, Türkiye
Cumhuriyeti'nin en kozmopolit kentlerinden birisidir. Çok uzun bir süre boyunca
bir arada yaşamayı öğrenmiş, etnik kökenleri, dinleri farklı birçok topluluğa
ev sahipliği yapan bu kent UNESCO
barış kenti seçilmiştir. Çokkültürlü yapısını tarih boyunca korumuş olan ilde
aynı ulusa mensup birden fazla dini cemaat bulunmaktadır. En büyük nüfusa sahip
Alevi Araplar ve Sünni Türklerin yanında, Alevi Türkler, az da olsa Sünni
Araplar, Hristiyan Ortodoks ve Hristiyan Protestan Araplar, Maruni Araplar,
Ermeniler, Yahudiler ve diğer küçük topluluklar Hatay'ın çokkültürlü yapısının
dinamiklerini oluştururlar.
'Hıristiyanlık'
isminin ilk kez burada verildiği şehir olan Antakya'da bulunan St.Pierre Kilisesi Hıristiyanlığın en önemli tarihi
kiliselerindendir. Kilise aynı zamanda Hristiyanlarca hac yeri olarak
kabul edilmekte ve her yıl burada 29 Haziran günü Katolik Kilisesince ayin
düzenlenmektedir.
Tarihi ve
turistik mekanlar açısından da zengin olan ilde dünyanın ikinci büyük
mozaik koleksiyonunu barındıran Hatay Arkeoloji Müzesi
bulunmaktadır.
Her yıl 21-23
Temmuz tarihleri arasında kentte Uluslararası Antakya Turizm ve Sanat
Festivali yapılmaktadır.
Asi
Nehri
Kuzey yönünde yaklaşık 30 km. boyunca Türkiye-Suriye sınırını oluşturacak şekilde akan Asi Nehri, Türkiye
topraklarına girdikten sonra batıya döner ve bugün kurutulmuş olan Amik
Gölü'nün ayağı Küçük Asi ile birleştikten sonra güneydoğu doğrultusuna yönelir
ve Samandağ'ın güneyinde Akdeniz'e dökülür. Antik Çağ'ın Orontes'i olan Asi'nin kaynağı, Lübnan Dağları'dır.
Antik çağda küçük tonajlı nehir gemilerinin seyrüseferine imkân veren ve
Antakya'yı asırlar boyu Akdeniz'e bir su yolu ile bağlanmış olan Asi Nehri'nin
bugün akıttığı ortalama su miktarı, kentin içinde 5.04 m3/sn.dir. Antakya
içinden geçen ve bir kanal haline getirilmiş olan yatağı, yaklaşık 2 km. uzunluğunda ve 30-35 m. genişliğindedir.
Eski Antakya, Asi Nehri ile Habib Neccar Dağı arasında
kalan doğu kısmıdır. Asi üzerinde, şehrin iki yakasını bağlayan bir dizi köprü
vardır. Eski köprülerden biri olan, Amik Gölü'nün kurutulması projesi
çerçevesinde, Asi'nin genişletilmesi ve yatağının taranması çalışmaları
sırasında kentin Roma Çağı'ndan beri
ayakta duran ünlü taş köprüsü (ki Diocletian zamanında yapıldığı tahmin edilir),
1972 yılında dönemin belediye başkanı tarafından hunharca ve acımasızca
yıkılarak yerine bugünkü betonarme köprü inşa edilmiştir.Ayrıca bu sene yani
2008 yılında asi nehri yeniden düzenlenecek ve de yanına cafeler yapılacak
Hatay gitgide güzelleşmektedir.