Çocukluğu İstanbul'un Cihangir ve Beykoz semtlerinde geçti. İlkokulu Galatasaray Lisesi'nde yatılı olarak okudu.
Babasının Cumhurbaşkanlığı Bando Şefi olması üzerine dördüncü sınıfta iken
ailesi İstanbul'dan
ayrılınca Ankara Gazi Okulu'na geçti ve ertesi sene Ankara Erkek Lisesi'ne
başladı.
En yakın arkadaşlarından Oktay
Rıfat , Melih Cevdet ile 16 yaşında tanıştı. Bu iki
arkadaşıyla birlikte lise yıllarında hazırladığı Sesimiz dergisinde ilk
yazılarını yayımladı.
1933 yılında
liseyi bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Felsefe
Bölümü'ne başladı. Ancak, 1935 yılında okuldan ayrılarak yüksek öğrenimini yarıda bıraktı.
Şair, 1936’da Ankara’ya döndü.
Askere gidene kadar PTT Genel Müdürlüğü Telgraf İşleri Reisliği Milletlerarası
Nizamlar Bürosunda memurluk yaptı. Bu arada ilk şiirlerini 1936 yılı Aralık
ayında Varlık Dergisi'nde Mehmet Ali Sel adı ile yayınladı.
1941’de lise
arkadaşları Oktay Rıfat ve Melih Cevdet Anday ile birlikte Garip adlı şiir
kitabını çıkartarak Garip Şiir Akımının öncülerinden oldu. Şiirlerinde yalın
bir halk dili kullandı, yergi ve gülmeceden yararlanarak, sıradan yaşantıların
şiirinin de yazılabileceğini gösterdi.
İkinci Dünya Savaşı nedeniyle askerlik uzatıldığı için 4 yıl askerlik yaptı.
Askerlikten döndükten sonra 2 yıl kadar Ankara’da Milli
Eğitim Bakanlığı Tercüme Bürosu’nda çalıştı. Azra Erhat,
Oktay Rıfat, Erol Güney ile ortak çeviriler yaptı.
Ancak 1947’de
bakanlıktaki “antidemokratik hava” nedeniyle Tercüme Bürosu’ndaki görevinden
istifa etti.
Mehmet Ali Aybar’ın yayımladığı Hür ve Zincirli
Hürriyet gazetelerinde eleştiriler, kültür ve sanat üzerine yazılar yazdı. La Fontaine’in
masallarını şiirsel bir dille Türkçeleştirdi. Nasrettin
Hoca öykülerini de şiire dönüştürdü.
1 Ocak1949 tarihinden
itibaren on beş günde bir yayımlanan Yaprak
dergisini çıkarmaya başladı. 28 sayıyı tamamen kendi çabası ile çıkardı. 15 Haziran1950'ye kadar
yayımlanan bu dergiyi parasal güçlükler nedeniyle yayımlayamaz olunca
Ankara'dan ayrılıp, İstanbul'a döndü.
1950
sonbaharında, bir haftalığına geldiği Ankara'da, 10 Kasımİstanbul'a
döndükten sonra, bir arkadaşının evindeyken, durumu birdenbire kötüleştiği için
kaldırıldığı Cerrahpaşa Hastanesi'nde, 14 Kasım
1950 tarihinde beyin kanamasından öldü. Ölümü, Türkiye'de o güne kadar hiçbir
şairin ölümünde görülmemiş bir yankı buldu. Orhan Veli Kanık geniş katılımlı
bir cenaze töreninin ardından Rumelihisarı
1950 gecesinde, yolda, onarım için kazılmış bir çukura kafa üstü düşerek
yaralandı.
Mezarlığı'nda
EserLeri
Garip (1941 –
Oktay Rifat ve Melih Cevdet ile birlikte)
Garip (1945 – Yalnız kendi
şiirlerinden oluşan genişletilmiş 2. baskı)