SUYUN
CANLILAR İÇİN ÖNEMİ Hava, su, ısı, ışık ve besin
maddeleri canlıların yaşaması için gerekli temel unsurlardır. Bu
unsurların başında oksijen ve su gelmektedir. Canlı organizmayı
oluşturan hücrelerin yaşam faaliyetlerini devam ettirebilmeleri için
suya gereksinimleri vardır. Su yaşam için en zorunlu maddelerden
birisidir. Susuzluğa dayanmak oldukça zordur. İnsan gıda almadan yalnız
su içerek yaklaşık 5 hafta hayatını sürdürebildiği, halde susuzluğa
ancak 7-12 gün dayanır. Henüz hayatın başlangıcında olan üç aylık bir
fötusun %95'i sudur. İnsan organizmasının %62-67'si, hayvan
organizmasının %60- 70'i sudan ibarettir. İnsan organizmasındaki suyun
2/3'ü hücre içerisinde, geriye kalan kısmı ise dokular arası sıvıda ve
kanda bulunur. Kimyasal formülü H2O'dur, ağırlıkça %11,1 Hidrojen ve
%88,9 Oksijenden meydana gelir. Su molekülünde iki hidrojen atomunun
aynı tarafta bulunması pozitif yüklü olmasına neden olur, oksijen atomu
da negatif yüklüdür. Periyodik cetvelde oksijene benzer diğer maddelerin
dihidrürlerinden farklıdır. Atmosferik basınç ve oda sıcaklığında
(25°C) daha ağır moleküller (H2S, H2Se ) gaz halindeyken, H2O sıvı
halde bulunur. 100°C'ye çıkarıldığında gazlaşır. Su daha yoğundur,
dielektrik sabiti ve yüzey gerilimi yüksektir. Donma noktası ise düşük
olup, donduğunda daha az yoğun haldedir. Saf su renksiz, kokusuz ve
tatsız bir sıvıdır, 0°C'de donarak katı faza geçer .
Su
hijyeni, yalnız içme için kullanılan suyun nitelikleri ile meşgul olmaz.
Aynı zamanda yıkama mutfak ve ev işlerinde kullanılacak
suların niteliklerinin tespiti, su kirlenmesinin önlenmesi ve suların
dezenfeksiyonu işleri ile de ilgilidir. Toplumun içme ve kullanma (Yemek
yapma, temizlik ve benzeri) gereksinimleri için kullandığı şehir
şebekeleri, kuyu, çeşme ve gene aynı amaçlarla kullanmak üzere teknik
metotlarla tasfiye edilmiş dere,nehir ve göl suları içilebilir su olarak
tanımlanır. İçme ve çeşitli maksatlarla kullanılan ve insan sağlığı ile
çok yakından ilişkisi olan ve kısaca içme, kullanma suyu adı verilen
suyun hepsi "ALİMENTASYON SUYU" olarak adlandırılır. Bu suyun miktarı
kent ve köylerin nüfusuna, bağlı olarak günde insan başına en az 150
litre olarak hesap edilir.
Su gereksinimi
İnsan
organizmasının %60-70'i sudur. Bu suyun 2/3'ü hücreler içerisinde geriye
kalan kısmı dokular arası sıvıda ve kanda bulunur. Proteinlerden zengin
gıdaların bol olarak yenilmesi halinde de proteinlerin parçalanma ürünü
olan üre idrarla atıldığından idrar miktarı çoğalmakta ve bu yoldan su
kaybı artınca, suya duyulan gereksinim de yükselmektedir. İnsan
fizyolojik gereksinimi olan suyu her gün muntazam olarak karşılamak
zorundadır. Bunun yaklaşık %50'sini içeceklerden, %35'ini yiyeceklerden
ve %15'ini de oksidasyon suyu olarak vücuttaki gıdaların yakılmasından
sağlar.
Genellikle su gereksinimi günlük 2500-3000 kaloriye
karşılık her bir kalori için 1 lt hesabı ile 2. 5-3 litre olarak
hesaplanır. Yaşama payı su gereksinimi için daha yaklaşık bir değer elde
etmek için aşağıda verilen yüzölçümü ve kalori gereksinimi formülü
kullanılır. Bunun için önce atılan en az su miktarını bilmek gerekir. Erişkin
bir insanın günlük minimum su kaybı
Kaynak Su ml İdrar 400 Y Dışkı
30 Y Bazal ekstra renal 250 Y Egzersiz 1,73 x 0.4 P
Su
gereksinimi ml = (400 +30 + 250)Y + 1,73 x 0,4 P Y=
Vücut yüzölçümü m² P = Bazal enerji gereksiniminden fazla alınan
enerji Yüzölçümü m² = 0,12 A(.66) Enerji = 70 A(.75)
70
kilogram ağırlığında bir insan günde 3000 K. kal metabolik enerji
tüketiyorsa günlük su gereksinimi: Su gereksinimi ml = (400 +30 + 250) 0,12x70 (.66) +
1,73 x 0,40 (3000-70x70(.75) ) = 1346 +904 =2250 ml
Proteinlerden
zengin gıdaların bol olarak yenilmesi halinde de proteinlerin
parçalanma ürünü olan üre idrarla atıldığından idrar miktarı çoğalmakta
ve bu yoldan su kaybı artınca suya duyulan gereksinim de
yükselmektedir. İnsan fizyolojik gereksinimi olan suyu her gün muntazam
olarak karşılamak zorundadır. Bunun yaklaşık %50'sini içeceklerden,
%35'ini yiyeceklerden ve %15'ini de oksidasyon suyu olarak vücuttaki
gıdaların yakılmasından sağlar. Tablo .Günlük sıvı gereksinimi
Yaş
Ağırlık(kg) Total sıvı (ml) ml/kg/24 saat 3 gün 3.0 250- 300 80-100 3
gün 5.4 750- 850 140-160 1 yaş 9.5 1150-1300 120-135 2 yaş 11.8
1350-1500 115-125 4 yaş 16.2 1600-1800 100-110 6 yaş 20.0
1800-2000 90-100 10 yaş 28.7 2000-2500 70- 50 14 yaş 45.0
2200-2700 50- 60
Organizmanın su kaynakları
Organizmanın
gereksinimi olan su başlıca 3 kaynaktan gelir. Bunlardan birincisi ve en
önemlisi içme suyudur. İkinci kaynak diyeti oluşturan besin
maddelerinin bileşimindeki sudur. Bu iki kaynak dışında üçüncü kaynak
ise organizmada hidrojen kapsayan besin maddelerinin metabolizması
sırasında bunların oksidasyonu ile meydana gelen metabolik sudur. Bu
oksidasyonda yaklaşık olarak, rasyonun metabolik enerjisinin her 100
Kkal'si için 10-14 gram su oluşur. Besin maddesinin oksidasyonu ile
oluşan metabolik su miktarının nasıl saptandığını bir monosakkaritten
oluşan metabolik suyu örnek vererek açıklayalım:
C6H12O6 Ž6CO2 +
6H2O
Monosakkaritin molekül ağırlığı 180 ve 6 molekül suyun ise 6
x18 =108 gram olduğuna göre; 100 gram karbonhidrattan 108 x100 / 180 =
60 gram metabolik su oluşur.
Hidrojen içeren ve oksidasyona
uğrayan üç besin öğesinden (karbonhidrat, protein ve yağ) oluşabilecek
metabolik su miktarları tabloda gösterilmiştir.
Besin öğelerinin
içerdiği metabolik su miktarları Besin öğesi Metabolik su/gr.
Besin Mad. Enerjisi ME Kkal/100 gr. 100 Kkal ME karşılığı su, gr. Karbonhidrat
60 400 15,0 Protein 42 460 10,5 Yağ 100 900 11,1
Su
kaybının insan organizmasına etkileri Su kaybı % 1-1,5 % 6-7 %
11-12
Susuzluk
Baş ağrısı Kramplar
Harekette düzensizlik Soluk
almada güçlük Yutkunma zorluğu, dilin şişmesi İştahsızlık Kan
volümünün değişmesi Görme ve duyma zorluğu Rektal ısıda artma, deri
kızarması Konuşma zorluğu Ateş Sabırsızlık, yorgunluk Hatırlamada
güçlük Duyarlılıkta azalma Kalp atımında artma Kan yoğunluğunda artma
Yaşamın sonlanması
Susuzluğun derecesine göre organizmada
çeşitli olaylar şekillenir. Kandaki su normalin %3' ünden daha fazla
eksilirse böbrekler metabolizma artıklarını geçiremeyecek hale gelir.
İnsan organizmasında 2 litre su çıkması halsizlik, 3 litre su kaybı
belirgin bir düşkünlük nedeni ve 4 litre su kaybı tehlikenin başlangıcı
olarak kabul edilmektedir. Organizmadaki suyun % 11-12'sinin kaybı ise
ölüme neden olmaktadır. Susuzluktan ölüm, kan yoğunluğunun fazlalaşması
(Kanda 3-4 litre kadar su vardır) nedeniyle ince damarlarda dolaşımın
durması sonucu asfeksiyle şekillenir. Hayvansal organizma, bileşimindeki
glikoz ve yağın tamamını, proteinin %50'sini kaybetmesine rağmen
yaşamaya devam ettiği halde suyun %20'sini kaybettiğinde ölmektedir.
Suyun organizmadan
atılması
Metabolik olaylar sonucu oluşan artıklar
insan organizmadan değişik yollarla atılmaktadır. a. İdrar ile:
Alınan suyun % 60'ı idrar ile atılmaktadır. Su idrarla bu yolla atılan
atık maddeler için eritici olarak görev yapmaktadır. Yetişkin bir insan
günde 1000-1500 ml suyu bu yolla kaybeder. b. Dışkı ile: Bu yolla,
alınan suyun % 5'i atılmaktadır.
c. Deri ile: Organizmadaki
suyun % 20'si buharlaşma ve terleme ile atılmaktadır. Ter vücut
sıvılarına oranla hipotoniktir. Terin iyonik bileşimi şahıstan şahısa
değiştiği gibi terlemenin azlığına çokluğuna şahsın aklimatize olup
olmadığına göre değişir. Terin miktarı da etkilidir. Terle birlikte
vücuttan; su, sodyum, potasyum, kalsiyum, magnezyum gibi minarellerde
kaybolmaktadır. Dayanıklılık çalışmalarında, uzun süren egzersizlerde ve
sıcak iklimlerde mineral kaybı artmaktadır.örn: bir futbol maçında
terleme ile ortalama 1-4lt. su / her litre için tuz kaybı 1,5 g
Maraton-kayak kros, bisiklet v.b. sodyumla beraber potasyum- mg kaybı da
olmaktadır.
d. Akciğerler ile: Her gün buhar şeklinde 400-500 ml
su organizmadan dışarıya atılmaktadır. Sonuçta bütün bu yollarla
insan Her gün yaklaşık 2. 5-3 litre suyu dışarı atmaktadır. Atılan bu su
tekrar vücuda alınmaz ise ilk düzensizlik susuzluk hissi ile ortaya
çıkacak olan tükürük sekresyonunun durmasına ve farenks mukozalarının
kurumasına neden olan ozmatik kan basıncını artması olacaktır. Su kaynakları
Su ile sağlığın ilişkisi çok sıkıdır. Bu nedenle hijyenik
niteliklere sahip temiz bir su hakkında yargıda bulunabilmek ve gerekli
nitelikleri iyice değerlendirebilmek için suyun kaynağının önceden iyi
tanınması gerekir. Doğada daima bir devir halinde bulunan su denizlerden, göllerden ve benzeri
yüzeylerden güneş ısısı ile buharlaşarak havaya karışır. Daha sonra
değişik meteorolojik şekillerde tekrar toprağa düşer buna hidrolojik
devir denir. Dünyamızdaki suyun ise %97'si denizlerde, %2'si kutuplarda
donmuş halde, %1'i de karada yani toprak parçasında bulunmaktadır. Yer
yüzündeki bu su zaman zaman buharlaşarak atmosferdeki soğuk tabakalara
ulaşır ve yere yağmur veya kar halinde tekrar düşer. Toprak yüzeyine
yağmur, kar, dolu şeklinde düşen su damlacıkları:
*tekrar
buharlaşma ile atmosfere döner, *bitkiler tarafından beslenme için
alıkonulur. *diğer önemli bir kısmı da yeryüzünün o bölgesindeki
jeolojik oluşuma göre yer altı ve yerüstü sularını oluşturur.
Su
kaynakları 3 ana başlık altında incelenebilir. Suyun insan sağlığı
açısından önemi Suyun insan sağlığını olumsuz yönden etkilemesinin
nedenlerini iki başlıkta toplanabilir.
A-Zararlı biyolojik
etkenlerin bulunması B-Endüstri artıklarından doğan kimyasal yada
radyoaktif kirleticilerin bulunması.
Sularda bulunabilen ve insan
sağlığı açısından zararlı biyolojik etkenler arasında patojen
bakteriler, virüsler ve parazitler gelmektedir. Suların neden olduğu
enfeksiyöz etkenler, hastalar ve portörler tarafından çevreye
yayılmaktadır. Yörenin coğrafi konumu, alt yapı tesisleri, atık
maddelerin gördüğü işlem,toplumun sosyo-ekonomik yapısı gibi birçok
faktöre bağlı olarak, patojen bakteriler ve diğer mikroorganizmalar
dışkı ve benzeri yollarla sulara ulaşır. İçme suyu, oral-fekal
enfeksiyon zincirinin en önemli halkasıdır. Suyla geçen enfeksiyonların
önüne geçilmesi büyük ölçüde suyun bakteriyel kirliliğinin önlenmesi suyun dezenfekte edilmesi ile olasıdır .
Bilim adamları ve sağlık kuruluşları temiz su elde etmek için
çalışmakta, su standartları geliştirmekte, içilebilir ve kullanılabilir
özellikte olan sular için belirli kriterler ortaya koymaktadır. Türkiye '
de gıda tüzüğü ve su ile ilgili standartlarda suların içilebilirliğine
koliform grubu bakterilerin varlığı/yokluğu esasına göre karar
verilmektedir.
Suyun doğal mikroflorası
Suda bulunan
mikroorganizmaları üç grupta toplayabiliriz. a- Suda doğal olarak
bulunan canlıların mikroorganizmaları :Spirillum, Vibrio, Pseudomanas,
Achromobacter, Chromobacter türleri ile Micrococcus ve Sarcina'nın bazı
türleri. Bu bakterilerin optimum üreme ısları 25°C veya daha azdır. b-
Toprakta yaşayan mikroorganizmalar : Toprağın yıkanması sonucu suya
karışırlar. Bunlar; Bacillus Streptomyces ve Enterobacteriacea'nın
saprofit üyeleridir. Bunlarında optimum üreme ısıları 25°C veya daha
azdır. c- Normal olarak insan ve hayvanların bağırsaklarında
bulunanlar : Başlıcaları; Esherichia coli Streptococcus faecalis Clostridium perfiringens ve muhtemelen
bağırsak patojenleridir. ( Salmonella ve Vibrio comma gibi )
Su ile bulaşan önemli
mikroorganizmalar
Tehlikeli su epidemilerine neden
olabilen Salmonellalar, Vibriolar, Shigellalar Anthrax, Burcellose,
Ruam, ve diğer birçok patojen bakteriler ve virüsler portörlerin
dışkıları ile sulara karışabilir. Su ile yayılan salgınlara su
epidemileri denir. Başlıcaları kolera,tifo,dizanteri ve enfeksiyöz
hepatitistir.
Salmonella: Genellikle mide
krampları ve diyare ile birlikte akut gastroenteritidisi
içerir.S.typhi'nin neden olduğu tifo en bilinen etkendir. S.typhi dışkı
ve idrarla atılmaktadır. Suda yaşaması değişken olup düşük sıcaklık ve
bol besin koşulları uygun bir ortam oluşturur.
Shigella:
Basilli dizanteri olarak da adlandırılmaktadır. Etken dışkı ile
atılmaktadır. Çoğunlukla akut diyareye neden olur. Shigelliasis sudan
kaynaklanan salgınlara neden olmasına karşın tifo'dan daha az rastlanır.
Vibrio
cholerae: Diyare, kusma, hızlı su kaybı, kan basıncının
azalması, düşük vücut sıcaklığı ile karakterizedir. Hastalık hasta
kişilerin dışkıları ile yayılır. Yüzeysel sularda bu bakterinin yaşama
süresi 1 saatten 13 güne kadar değişmektedir. Kolera salgınları genelde
şebeke sularının kirlenmesiyle ortaya çıkar.
Enteropatojenik
E.Coli: Atık sularda bol miktarda bulunan bu bakterinin
patojenik türü diyareye neden olmaktadır.
Leptospira:
Leptospirosis'e neden olan bu bakteri kan dolaşımına derideki
sıyrıklardan veya mukozadan girmekte börek,karaciğer ve merkezi sinir
sistemini etkileyen akut enfeksiyonlara neden olmaktadır. Bu bakteri
idrarla atılır. Suda yaşama süresi bir kaç günden 3 haftaya kadar
değişir.
Tularemia: Tularemia'ya Francisella
tularensis ,pasteurella tularensis adı verilen bakteriler neden
olmaktadır. Leptospira'da olduğu gibi etken kan dolaşımına deri
sıyrıkları ve mukozalar yoluyla girmekte; üşüme, ateş, lenf düğümlerinde
şişme ve halsizlik gibi durumlarla ortaya çıkmaktadır. Hastalık; dışkı,
idrar ve hasta hayvan ölülerinin su kaynaklarını kirletmesi sonucu
yayılmaktadır. Bu mikroorganizmaların suda yaşama süreleri düşük
sıcaklıklarda uzamaktadır.
Tüberküloz: Su ile
tüberküloz yayılması pek yaygın değildir. Tüberküloz basilinin suda
yaşama süresi birkaç hafta olabilmekte düşük ısı yüksek organik besin derişimi
elverişli koşullar oluşturmaktadır. Viral patojenler
Enfektif
hepatitis: Sarılık olarak bilinen bu hastalık genellikle su ile
yayılmakta ve diğer kirlilik etkenleri ile bir arada bulunmaktadır.
Polimyelitis
: Çocuk felcinin kirli sularla da yayıldığı bildirilmektedir.
Temelde kişiden kişiye temasla bulaşmasına karşın kirli sularla da
bulaşma bildirilmiştir.
Protozoal hastalıklar Bazı
protozoa türleri normal olarak insan da dahil olmak üzere sıcak kanlı
hayvanların bağırsaklarında yaşamaktadırlar. Bu protozoa türlerinin
büyük bir kısmı insanlar için tamamen zararsız olup sağlıklı ve hasta
insanların dışkılarında sürekli olarak bulunurlar. Ancak bazı
protozoa'lar patojendir.
Entameoba histolika:
Amebiosis'e neden olan bu protozoon dışkı ile kistler halinde
atıldığından suda uzun süre kalabilir. Protozoa bağırsak çeperinde delik
aşar ve bazı durumlarda bağırsakta çatlamaya neden olur.
Naegleria
gruberi: Amibin patojen cinsi olan N.gruberi menenjit'e neden
olmaktadır. Patojen vücuda burundan girmekte, daha sonra beyine,omurilik
sıvısına ve kan dolaşımına ulaşmaktadır. Semptomlar su ile temas
edildikten 4-7 gün sonra görülmeye başlar. Ölüm genellikle semptomlar
görüldükten 4-5 gün sonra şekillenir. Hastalık kirli sularda yüzme ile
geçer.
|