Murat ince Kader şiir

Murat İnce – Kader





Adı Kaderdi, kadersizliği adında gizliydi,


TanıŞtığımızda henüz onaltısındaydı,


Sapsarı saçları, masmavi gözleri vardı


Yanakları al al, dudakları kirazdı,


Gül dalında açmamıŞ goncaydı…





Kirli bir el değmiŞti beyaz ufuklarına,


El ki, kırılası, yok olası, kahrolası,


Hain bir niyetin çirkin soytarısı…





Simitlerimi satıyordum Kilyos sahilinde


Kaderimin susam taneli simitlerini…


Sabahtı, güvercinler, serçeler yaylımdaydı,


“Bir gevrek” demiŞti mavi gözlü kadın,


“Bir gevrek, simitçi” demiŞti…





Yorgun bakıyordu, sarı dalgın saçları


Sonsuz ufuklara yeni sahiller çiziyordu…


Yanına oturmamı istedi, okul çıkıŞıymıŞ,


Kader dalgın ama yarınlara umutlu





Sarı mavi kaldırımlarda evine yürüyormuŞ.


Çakal surat kaldırımdan kapmıŞ Kaderi,


Çok ağlamıŞ, yalvarmıŞ, aman dilemiŞ,


Sonra susmuŞ  Kader, kadersizliğine polis abi.


Kaderi tanıdığımda bir dilberdi,


Gözleri masmavi, hayalleri kapkara


Ama kalbi halen tertemizdi…





Tesadüfen kaderine mazhar olmuŞ,


Kirletildiği yılları duymuŞ, kahrolmuŞtum…


Yeter isimli kadının on yıldır sermayesiymiŞ


İçeriye de bir hayli borcu varmıŞ.





“Adım Kader lakin kaderin neresindeyim?


Bilmiyorum simitçi, okul çıkıŞından beri,


Canımın acımadığı bir anı hatırlamıyorum,


On paraya satıldı kaderim bozuk para niyetine


Onaltımda hayatım karartıldı, gücüm yetmedi


Durduramadım kurtulamadım simitçi…”





Pembe kaldırımlarda takunya kafalı,


Hamam bakıŞlı, salyangoz duruŞlu


Ve çakal suratlı bir keŞ, sizi tahrik etti mi?


Siz hiç kendinize aykırı oldunuz mu?


Ve siz durup dururken, sarı sıcak,


Mavi bir masumun kanına girdiniz mi polis abi?





Bir ara ikimizde sustuk, birden Kader;


“Bezen at kendini diyorum Şu serin sulara.


Kilyos beni tutar mı?” diye boğuk bir sesle,


Koyu maviye bakarak iç geçirdi


Ve o sakinliği yok edercesine bir ses;


“Yürü lan yürü!” Sonra büyük bir tokat…





Kader ağlıyor, benim burnum kanıyordu,


Simitlerim Kaderin gözyaŞlarıyla buluŞuyordu…


Kanayan burnuma değil de polis abi


Kaderin yediği silleye ağlıyordum ben…


Yapma! Dedim it surata, Vurma! Dur! dedim, durmadı…


“Kaybol lan! Gebertirim!” Dedi


Ve elini beline götürüp silahını çekti…


Kader onaltısında vurulmuŞtu,


Bugün yirmialtıydı


Ve ben onaltısında bir çocuktum,


Onaltısında genç kızlık hayallerini,


Yarınlarını kaybetmiŞ bir kaderi dinliyordum,


Ben Kaderi onaltısında tanımıŞtım ama


“O” onaltı değildi, yirmialtıda polis abi…


O gün tası tarağı bocalamıŞtım


Suratı it iskelesi, bakıŞları


Hayvan ötesi caniye…


Hırsımdan rüzgar parçalanıyor,


Sular yırtılıyordu, dinmiyordu öfkem


Ne kadar vurursam vurayım çirkin suratına.


Uzatmayım polis abi,


Dayanamadım bu cendereye,


Cebimdeki falçatayı çıkartıp,


şah damarını kesince


Danalar gibi böğürmeye baŞladı it surat…


Hiç piŞmanlık duymadım,


Hayata aykırı hissetmedim,


Çünkü gözleri gülüyordu Kaderin,


Çünkü it soyunun çırpınması, tiril tiril titremesi,


Oluk oluk kanının akması, bir ömrün en kahpe,


En aŞağılık duygularla kirletilmesini temizliyordu,


Dahası Kader gözlerini yumarken polis abi baŞı dikti…


Yüzünde belirgin bir tebessüm vardı…


Neticede Kader’in gözlerinden bir defa göç etmiŞtim


Ve Kader’in gözyaŞları Kilyos’un poyrazına


Ve derin mavilerine karıŞmıŞtı bir kere


Benim kaderimde müebbet yazılsa ne yazar polis abi?


Yaz polis abi bir hayata son verdim suçluyum,


Mutluyum en azından bir Kader yaŞıyor,


Haa polis abi, simit tablam size emanet,


Çıkarsam bir gün


Kaderimin simitlerini yine satacağım,


Issız ve tenha parklarda kaderimi arıyacağım…


Bir Kader Mahkumunun Hayat Penceresinden…