Atatürk ve Sanat Hakkında BiLgiLer, Ataturkun Sanata Verdigi Önem

 

Atatürk
ve Sanat

Genç Mustafa Kemal Samsun’a çıktığında ve KurtuluŞ SavaŞı için baŞlama gongunu
çaldığında ne arkasında donanımlı tam teçhizatlı bir ordu ne bir büyük rütbe ne bir dini sıfat ne de tonlarca külçe altın vardı. O yalnız
bu büyük manevrayı beraber örgütleyeceği halkına güveniyordu. Onlarla beraber
adım adım

tırnaklarıyla toprağı kazarak tarihin akıŞ yatağını değiŞtireceği
unutulmaz hamleleri hazırlayacaktı.
Mustafa Kemal 19 Mayıs 1919’dan Cumhuriyet’in ilan edildiği 29 Ekim 1923
tarihine kadar geçen o kısa sürede halkıyla beraber yükseldi ve onlarla
birlikte tarih yarattı. Cumhuriyet’in kurulması yolunda seve seve canını veren
bu isimsiz kahramanlar halkın ta kendisiydi.
Cumhuriyet’in temel harcını koyan bu insanlarla Mustafa Kemal arasında oluŞan
bu güven ve dayanıŞma paha biçilmez bir zenginlikti. Belki bu yüzden de Ulu
Önder dünyada baŞka hiçbir devrimcinin giriŞemeyeceği boyutta değiŞimleri
inanılmaz kısa sürede yaŞama geçirmeyi baŞardı. Kıyafet Devrimi Harf Devrimi Medeni Kanun Anayasa bu inanılmaz atılımın ilk akla gelen
öğeleri oldu. Zaten Mustafa Kemal her kararını her eylemini her devrimini de kurduğu mecliste halkın
temsilcileriyle tartıŞarak oylayarak demokratik olarak kabul ettirerek
gerçekleŞtirdi. 2. Cumhuriyetçilerin iddia ettiği gibi hiçbir atılım tepeden
inme ve zorlamayla olmadı.
“Fuad eğer matematiğin üzerinde durduğum kadar
Şiir ve resmin üzerinde dursaydım Harbiye’de dört duvar arasında kapanıp
kalmazdım. Mehtaplı gecede okuldan kaçıp buraya gelir ve Şiir yazardım.
Sabahleyin ortalık aydınlanır aydınlanmaz da resim yapmaya baŞlardım”
Lord Kinross’un kitabından yaptığımız bu alıntı Mustafa Kemal’in her Şeyden önce bir birey
olarak sanata ne kadar yakın durduğunu bize en iyi anlatan verilerden biridir.
M. Kemal içinden çıktığı Osmanlı İmparatorluğu’nun düŞüŞ nedenleri arasında
kültürel temele dayalı olanları çok iyi görmüŞtür. “600 yıllık Osmanlı
döneminin son 300 yılı yenilgi ve çöküntülerle geçmiŞtir. Osmanlı
İmparatorluğu’nun 600 yıl boyunca egemenlik kurması hep onun büyük örgütlenme
gücünde ve hukuk düzeninde görülür. Ama Osmanlı’nın o görkemli fütuhat
döneminde Avrupa’nın ortaçağ düŞüncesi içinde olduğu yani Osmanlı karŞısında güçsüz kaldığı
düŞünülmez; Rönesans’la birlikte Avrupa uyanıp bilim sanat ve teknik alanda büyük ilerleme
yaparak güçlenince ona ayak uyduramayan Osmanlı Devleti’nde de
yenilgi ve çöküntüler baŞladığı nedense görülmez. Avrupa’da bilimsel düŞünüŞ
daha önce baŞlamıŞ olsaydı o ‘mükemmel teŞkilat’ iŞe yarar mıydı acaba?
Avrupa’nın teokrasi içinde olması yüzünden bilimsel düŞünüŞü
gerçekleŞtirememesi ve bilimin geliŞmemiŞ olması Osmanlı fütuhatlarına karŞı
durmasını engelleyip geciktiriyordu. Ancak yeniden doğuŞla birlikte uyanan
Avrupa bilimsel kültürel geliŞmesiyle Osmanlı
egemenliğini kırabilmiŞtir”.
M. Kemal her Şeyden önce büyük bir asker devlet adamı diplomat olmanın ötesinde büyük bir kültür devrimcisi ve gerçek medeni
bir ‘rafine sanatsever’ mükemmelliyete eriŞmiŞ bir ‘Aydınlanma
Dehası’dır. Hayatının her noktası ve vücudunun her zerresiyle Atatürk ömrü
boyunca her fırsatta sanata ve sanatçıya yakınlığını en açık Şekilde ortaya
koymuŞtur. 1919’da Ankara’da yerleŞtiği bağ köŞkünün oturma odasında
Molteke’nin alçıdan bir büstü ve Bonaparte’ın aynı büyüklükte yarım bir heykeli
vardır. Kendisi cephede bile her fırsatta Alphonse Daudet Rousseau ve Tevfik Fikret gibi birçok Türk
ve yabancı yazarı okuyacak kadar kendini edebiyatla ve kitaplarla geliŞtirmeye
açık tutmuŞtur. Ayrıca hangi zor Şartlar içinde yaŞarsa yaŞasın Mustafa Kemal daima bulunduğu ortamın en Şık
giyinen insanı olmuŞtur.