Iftar vermenin sevabı

İftar vermenin sevabı

Zeyd ibni Halid el-Cüheni Radiyallâhu Anh rivayet ediyor: Resul-i Ekrem Efendimiz Sallallâhu Aleyhi Vesellem Şöyle buyurmuŞtur:

“Kim bir Müslüman kardeŞine
iftar vakti yemek yedirirse, onun sevabı kadar da kendisine sevap
yazılır. Yemek yedirdiği kimselerin sevabından da hiçbir Şey eksilmez.” (Tirmizî, Savm: 82; İbni Mâce, Sıyam: 40)

 

Ramazan
ayının girmesiyle iftar ziyafetleri, iftar davetleri daha da artar.
Dostlarımızı, yakınlarımızı iftara davet ettiğimiz gibi, biz de onların
davetine gideriz, birlikte iftar ederiz. Bu güzel âdet, hem insanların
birbirlerine yaklaŞmalarını sağlar, hem de yardımlaŞma ve cömertlik
duygularını canlandırır.Ancak davet deyince, hemen akla
sofranın çeŞitli ve mükellef olması gelir. Bu yanlıŞ düŞünceye
kapılarak dostlarımızı davet edeceğimiz zaman imkânlarımızı
zorladığımız, bütçemizi aŞan masraflara girdiğimiz olur.Malî
durumu iyi olanlar için bu mümkündür, ancak olmayanlar için aynı husus
uygun olmaz. Çünkü böyle bir hazırlık her zaman devam etmeyeceği gibi,
farz olan dost ve akraba ziyaretlerine de engel teŞkil eder.Hadis-i
Şerif oruçluya yemek yedirmeyi teŞvik ederken, baŞka bir hadisten
öğrendiğimize göre Peygamberimiz Sallallâhu Aleyhi Vesellem bir yudum
su, bir içim süt veya bir tek hurma ile de olsa iftar verilebileceğini
ifade ediyor.Böylece israfa, bol harcamaya gitmeden, pekala,
iftar verilebilir. İnsanın imkanı ne kadarını kaldırabiliyorsa, ona
göre bir hazırlık yapar, ikram eder. Hadiste Peygamberimiz Sallallâhu
Aleyhi Vesellem bunun en alt sınırını bildirerek az bir Şey ikram
etmekle de aynı sevabın elde edilebileceğini iŞaret buyuruyor.Bundan
dolayı, “İftar sofrasını hazırlamaya imkanım yok” diyerek dost ve
akraba ziyaretlerini, Ramazan içinde iftar verip manevî mükâfatını elde
etmeyi ihmal etmediğimiz zaman, çok Şeyler kazandığımız gibi, güzel bir
sünneti de iŞlemiŞ oluruz.

Bir kardeŞimizin iftar davetine gidip, yiyip içtikten sonra ona dua etmek de bir sünnettir.Nitekim
Abdullah ibni Zübeyr Radiyallâhu Anhın anlattığına göre, Resul-i Ekrem
Efendimiz Sallallâhu Aleyhi Vesellem, Sa’d ibni Muaz Radiyallâhu Anhın
evinde iftar yapmıŞ ve onlara Şöyle dua etmiŞti:

“Eftara indekümü’s-sâimûne ve
ekele taâmekümü’l-ebrâru ve sallet aleykümü’l-melâike. (Yanınızda hep
oruçlular iftar etsin. Yemeğinizi iyi insanlar yesin. Melekler de size
dua ve istiğfarda bulunsun.)” (Müsned, 3:138)

 

 

Ramazan’da iftar verene meleklerin duasıEbu’Ş-şeyh, İbni Hıbban’ın bir rivayetinde Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellem Şöyle buyurmuŞtur:

“Ramazan ayında kim helal
kazancından bir oruçluyu iftar ettirirse, Ramazan’ın bütün gecelerinde
melekler ona dua eder ve Kadir Gecesinde Cebrail Aleyhisselâm onunla
musafaha eder (tokalaŞır). Cebrail Aleyhisselâm kiminle musafaha
ederse, onun kalbi incelir ve gözlerinin yaŞı çoğalır.”Râvi der ki: “Ya Resulallah! Oruçluyu iftar ettirecek bir Şeyi yoksa ne yapacak?

Bana bildir” dediğimde: “Bir avuç yiyecek de yeterlidir” buyurdu.Ben, “Bir lokma ekmek de bulamazsa?” deyince: “Birazcık su ile karıŞtırılmıŞ süt ikram eder” buyurdu.Ben, “Yanında o da yoksa?” deyince: “Bir içim su” buyurdu. (et-Tergîb ve’t-Terhîb, 2:431)

Ramazan ayı girince meleklerin oruç tutanlara dua ettikleri konusunda Hz. Ali Radiyallâhu Anh Şu hadisi rivayet eder: Ramazan ayı girdiğinde Yüce Allah, ArŞ’ın taŞıyıcısı olan meleklere Şu emri verir:

“Haydi kendi tesbihlerinizi bırakın artık, Muhammed ümmeti için istiğfarda bulunun!” (Râmuzu’l-Ehâdîs, Hadis no: 584)

Bir sÖz .

Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anh anlatıyor:
Medineli Müslümanlardan bir kısmı Resûl-i Ekrem´den mal istediler, o da
verdi. Sonra bir daha istediler, yine verdi. Tekrar istediler; o da
elindekiler tükeninceye kadar hepsini verdi. Ardından Şunları söyledi:
Yanımda birŞeyler daha olsaydı, onları sizden esirgemez, verirdim. Kim
elindekiyle yetinir ve insanlardan birŞey istemezse, Allah ona kanaat
duygusu verir.
Kim tokgözlü davranırsa, Allah ona gönül zenginliği verir.
Kim sabretmeye ve dayanmaya çalıŞırsa, Allah ona sabır ve dayanma gücü
verir.
Hiç kimseye sabırdan daha değerli ve daha büyük bir iyilik
verilmemiŞtir.

yARen