Kim mutlu olmak isterse mutlu olur

 

 

Haydi sizinle beraber kaçalım, çoook uzaklara gidelim. Öyle bir yerde olalım ki; orada sadece mutlu olunsun.

 

 İŞte
orası cennet! … Ama biliyor musunuz mutluluk yolculuğunun değerli
yolcuları, eğer dilerseniz siz bu dünyayı da kendinize cennet
yapabilirsiniz. Allahû Tealâ bu imkânları insanlara teslim etmiŞ. 'Kim
mutlu olmak isterse mutlu olur' diyor Allahû Tealâ. 'Biz onu mutlu
kılarız' buyuruyor. Mutluluk iki ayrı bölümden oluŞur: Cennet saadeti ve dünya saadeti. Ben sizlere dünya saadetinden bahsetmek istiyorum. Mutluluk
yolculuğunun değerli yolcuları, etrafınıza ara sıra bir göz atıyor
musunuz? Hep insanlar mutsuz…Asık suratlar, huzursuz insanlar,
birbiriyle devamlı kavga eden insanlar…

 

 Küfürler…
Bağırmalar… Öfkenin her an taŞtığı bir dünya hayatı… Herkes mutsuz.
Ama sizler mutsuz değilsiniz, öyle değil mi? Allahû Tealâ'nın
reçetesini kullanan hiç kimse, mutsuz olmaya devam edemez. Peki ya
kullanmazsa…? O zaman sorarım size, o zaman kabahat Allah'ın mı?

 

Hem
sizlere reçeteyi vermiŞ. İŞte demiŞ, bu reçeteyi kullanın. şu anda bu
yazımızı kimler okuyorsa, onlar için muhteŞem bir dizayn yok mu?
Mutluluğu nasıl yaŞayacaksınız? Nasıl elde edeceksiniz? İŞte onun
standartlarını size veriyorum! Mutluluk Reçetesini! ! Kur'ân-ı Kerim, bir mutluluk davetiyesidir. Kur'ân-ı Kerim, bir mutluluk reçetesidir, rehberidir. Kur'ân-ı Kerim, bir mutluluk garantisidir. Öyleyse
Kur'ân-ı Kerim, Allah'ın insanlarda en çok görmek istediği Şeyi, bütün
safhalarda garanti eden Allah'ın Kitab'ıdır. Mutluluk rehberi, bir
öğüt…Mutluluğa açılan bir öğüt… Mutluluk, bir uyum
halidir. Sulh ve sukûn halidir. Kavganın bittiği bir ortamı ifade eder.
Mutluluk, 3 âleminizde birden yaŞanması lâzım gelen bir vetiredir. 1. İç dünyanızda mutlu olacaksınız. 2. DıŞ dünyanızda mutlu olacaksınız. 3. Allah ile olan iliŞkilerinizde mutlu olacaksınız. Hem
emirler cephesinde mutlu olacaksınız, hem de nehiyler (yasaklar)
cephesinde mutlu olacaksınız. Mutluluk, devamlı olmalıdır. Devamlı
olmadığı taktirde mutlu değilsiniz, geçici zevkleri yaŞıyorsunuzdur
sadece. Öyleyse zevkle mutluluk arasında çok büyük bir
uçurum vardır. Zevk, hayatınızın belki birkaç dakikasında, belki birkaç
saatinde yaŞadığınız bir güzelliktir. Ama hangi olaysa sizi o zevke
ulaŞtıran, o olay bittiği zaman zevkiniz de biter. Ondan sonra dünyanın
çıplak karanlıklarına geri dönersiniz.

 

 

 

 Ama
mutluluk öyle değildir. Mutlulukta 'çıplak karanlık' diye bir Şey söz
konusu değildir. Gece olabilir, her taraf karanlık olabilir ama sizin
öyle bir içiniz olur ki; o hep aydınlıktır, orada bir mum hep yanar,
hep kalbinizi ıŞıtır, aydınlatır. Mutluluk yolculuğunun
muhterem yolcuları, böyle bir dizaynda mutluluğa dikkatle bakın.
Mutluluk sizin içindir. Allahû Tealâ, sizi mutlu olasınız diye yarattı.
O içinizdeki mumun (daha biraz açıklığa kavuŞturalım) , içinizdeki
güneŞin hep parlaması için, hep zikir yapacaksınız.

 

Batmayan
bir güneŞin sahibi olmak mı istiyorsunuz? Daimî zikrin sahibi olmak
mecburiyetindesiniz. Öyleyse sizleri Şu dünya adı verilen gezegenle
bütün kainata bağlayacak olan mutluluğunuz, Allah ile olan
iliŞkileriniz çerçevesinde 'zikir'' adı verilen bir müessese ile ihata
edilmiŞtir, doldurulmuŞtur, kuŞatılmıŞtır, kaplanmıŞtır. Unutmayın!
Allahû Tealâ, hepinizden sadece ve sadece sizlerin mutlu olmasını
ister; saadet içinde bir dünya hayatı ve kıyâmetten sonra sonsuz bir
cennet hayatı… İŞte Allahû Tealâ'nın hepinizden istediği Şey, sadece
bu kadar. Geri kalan mı? Namazlar, oruçlar, zekatlar, haclar… vs.
Hepsi mutluluğunuz için birer vasıta. Allah'ın sizden istediği yegâne
Şey, dört baŞı mamur bir mutluluğa sizi sahip kılmaktır; hepinizi hem
dünya saadetinin, hem cennet saadetinin sahibi kılmaktır. Mutluluk
yolculuğunun değerli yolcuları, Allahû Tealâ'nın hepinizden istediği
Şey bu kadar. Sizin mutlu olmanız. Sizin mutluluğunuz Allah'ı memnun
eder, Allah sizden razı olur. Mutsuzluğunuz Allah'ı memnun etmez,
Şeytanı memnun eder. Öyleyse her Şeyden evvel Şunu yerli yerine oturtmak mecburiyetindeyiz sevgili okuyucular. Evvelâ kendi kendinize soracaksınız: -Ben bir yaratık mıyım? Kesin cevap: -Yaratığız, bütün insanlar hepimiz, sadece Allah'ın bir yaratığıyız, mahlûkuyuz, o kadar. O ise Yaratıcı… -Allahû Tealâ, bizi hanif fıtratıyla mı yarattı? -Kesin, bütün insanları Allahû Tealâ, hanif fıtratıyla yani hanif dînini yaŞayabilecek olan özelliklerle yarattı. -Allahû Tealâ, bizden hanif dînini, Arapça adıyla İslâm dînini yaŞamamızı mı istiyor? -Kesin. Sevgili
okuyucular, böyle bir dizaynda 'mutluluk' adı verilen Şu müesseseyi ait
olduğu yere yerleŞtirelim. İnsanoğlunun bir Allah ile olan iliŞkileri
var, bir de baŞka insanlarla iliŞkileri var. Allah ile iliŞkileriniz,
özel bir biçimde dizayn edilmiŞtir. Bu iliŞkilerde bütün insanlar
Allah'ın sevgi yelpazesi içinde bir yere sahiptir. Bu spektrumun her
noktası bir insana aittir, sonsuz basamaklı bir merdiven gibi. Her an
insanlar, bu merdivenin basamaklarında yer değiŞtirirler. Çünkü her an,
herkes ya bir miktar derecat kaybeder ya da bir miktar derecat kazanır.
Öyleyse muhtevayı yerli yerine oturtmak lâzımdır. BaŞka
insanların mutluluğu için yapılan gayretler, çalıŞmalar; bu da diğer
insanlarla aranızdaki iliŞkiyi temsil eder. Her ikisi de ayrı iki
muhtevayı ifade eder. Dikkat edin, Allahû Tealâ'nın bütün emirleri sizi
mutluluğa ulaŞtırmak içindir. Allahû Tealâ bu mutluluk kademelerini beŞ
safhaya ayırıyor: Allah'a ulaŞmayı dilemek, birinci safha. Kim Allah'a
ulaŞmayı dilerse o kiŞi mutlaka cennet saadetini hak eder. Allah
ile olan iliŞkilerde unutmamanız lâzım gelen en önemli faktör, Allah'ın
sizden ne istediğidir. Allah sizden sadece bir tek Şey ister sevgili
okuyucular, sadece bir tek Şey: Sizin mutluluğunuz. Sizin sadece mutlu
olmanız. Dünya saadetini yaŞamanız ve cennet saadetini yaŞamanız,
Allahû Tealâ'nın sizden istediği yegâne Şeydir. Saadeti yakalamanız,
yaŞamanız. Onun dıŞında hiçbir talebi yok. Verdiği bütün emirler sadece
bu mutluluğu yaŞayabilmenizi sağlamak için. Allahû Tealâ'nın 5
safhada oluŞan mutluluk reçetesi, Allah'a ulaŞmayı dilemekle baŞlar.
Sonra mürŞide ulaŞmakla devam eder, sonra ruhunuzun Allah'a teslimini
esas alır. Sonra fizik vücudunuzun, sonra da nefsinizin Allah'a
teslimini esas alır. İŞte böyle bir dizayn söz konusu.
Bunların hepsi safhalardır. Her biri sizi (daha Allah'a ulaŞmayı
dilediğiniz an, elde ettiğiniz cennet saadetinin ötesinde) daha üstün
cennet saadetlerine ulaŞtırmaya ve bir de yeni hedefe; adım adım dünya
saadetini elde etmenize yöneliktir. Öyleyse hepiniz için söz konusu
olan Şey, Allah'ın sizden ne istediğini yerli yerine oturtmaktır. İnsanlar,
Allah ile olan iliŞkilerinin ne manaya geldiğinin farkında değiller.
Allahû Tealâ'nın onları hep zora koŞtuğu iddiasındalar. Allahû Tealâ
onların namaz kılmasını emrediyor, Allahû Tealâ onların oruç tutmasını
emrediyor, Allahû Tealâ onların Allah için birçok Şey yapmasını
emrediyor ve bu anlayıŞ standardı içerisinde insanlar mutsuz.

 

 

 

Allahû
Tealâ'yı, kendilerine gereksiz Şeyler emretmekle suçluyor insanlar.
Sevgili okuyucular, Allah'ın emirlerinin her zerresi, yalnız sizin
mutluluğunuzu sağlamak için devreye konmuŞtur. Öyleyse Allahû
Tealâ Kur'ân-ı Kerim'i hepiniz için bir mutluluk davetiyesi, bir
mutluluk reçetesi ve bir mutluluk garantisi olarak indirmiŞtir.
Mutluluk ve Kur'ân-ı Kerim eŞ anlamlıdır. Allahû Tealâ kainatta en çok
sevdiği, bütün kainatı uğruna yarattığı 'insan' adı verilen mahlûkunun,
yani sizlerin sevgili okuyucular, sadece mutlu olmanızı istiyor. Ve
sizi yaratan Allah, bu mutluluğu sağlayabilecek olan bütün gerekli
sistemleri size hediye etmiŞ: Akıl vermiŞ, idrak vermiŞ, irade vermiŞ,
fizik vücut vermiŞ, nefs vermiŞ, ruh vermiŞ, bir bütüne ulaŞtırmıŞ
sizi. Allah'ın kâinattaki temsilcisi, Allah'ın kâinattaki vekili,
Allah'ın *kâinattaki halifesi…

 

Mutlu
olmanın bütün vasıflarına hepiniz sahipsiniz. Kim olursanız olun,
nerede olursanız olun, eğer mutsuzsanız bilin ki Allah'ın mesajını
anlayamamıŞsınız, reçeteyi tatbik edemiyorsunuz ve Şeytan nefsinizi bir
vasıta olarak kullanıp, sizi mutsuz ve huzursuz etmeyi baŞarıyor. Her
Şeyden evvel Allah'ın reçetesine dikkatle bakın. Mutlu olmanızı
istiyor, ibadetlerin her biri o mutluluğa ulaŞmanızın birer
vasıtasıdır. Bir yere gitmek istiyorsunuz, bunun için Allahû Tealâ
kapınızın önüne en güzel arabayı koymuŞ; son model, yepyeni, benzini,
her Şeyi içinde, siz sadece ehliyetinizi alacak ve o arabayı
kullanacaksınız. Mutluluk yoluna, Allah'a ulaŞmayı dileyerek
çıkılır. Kim Allah'a ulaŞmayı dilerse mutlaka o, mürŞidine
ulaŞtırılacaktır. Çünkü, bir insan Allah'a ulaŞmayı dilediği an, Allah
o kiŞinin kalbindeki bu talebi iŞitir, bilir ve görür.

 

 

 

Unutmayın 'ALLAH SİZİN İÇİN GÜÇLÜK DİLEMEZ, ALLAH SİZİN İÇİN KOLAYLIK DİLER.'

Hepiniz,
bu sonsuz saadete ehil olduğunuzu, bilin istiyorum. Hepiniz böyle bir
dizaynın sahibi olmaya hem lâyıksınız, hem de Allahû Tealâ sizi ona
davet ediyor, hem de size bu hedefe ulaŞana kadar sonsuz yardımlar
yapacağına söz veriyor ve bunu garanti ediyor…

 

yARen..