MEME KANSERİ TANI TAKİP ve TEDAVİSİ

MEME KANSERİ
TANI, TAKİP ve TEDAVİSİ

Meme Kanseri Nedir?

Meme, süt bezleri ve burada üretilen sütü meme
baŞına taŞıyan kanallardan oluŞur.
Bu süt bezleri ve kanalları döŞeyen hücrelerin,
yukarıda tanımladığımız Şekilde,
kontrol dıŞı olarak çoğalmaları ve vücudun
çeŞitli yerlerine giderek çoğalmaya devam
etmelerine meme kanseri denir.

Meme Kanseri Risk Faktörleri
Nedir?

Bazı özellikleri taŞıyan kadınlarda, meme
kanserinin daha sık görüldüğünü biliyoruz.
Bu özelliklere risk faktörleri diyoruz. Bu risk
faktörlerini taŞıyan kiŞilerin mutlaka
meme kanserine yakalanacakları söylenemez.
Sadece, bu faktörleri taŞımayanlara göre,
daha fazla meme kanserine yakalanma olasılıkları
olduğunu biliyoruz. Bu faktörleri
taŞımayan kiŞiler de meme kanserine
yakalanabilirler. Meme kanserine yakalanan kadınların
yarısı, bu risk faktörlerini hiç taŞımamaktadır.
Bu nedenle, risk faktörlerinin
taŞımayan kiŞiler de olağan kontrollerini
yaptırmalıdırlar.

Meme kanserine yakalanma riskini artıran
faktörleri kısaca Şu Şekilde sayabiliriz;

YaŞ: İleri
yaŞ önemli bir risk faktörüdür. Yeni meme
kanseri tanısı konan kadınların % 70’i,
50 yaŞ üzerindedir. Diğer bir deyimle, yaŞı 50
yaŞ üzerinde olan kadınlarda meme
kanseri görülme sıklığı, yaŞı 50 yaŞın altında
olan kadınlardan 4 kat daha fazladır.
Bu nedenle, 50 yaŞ üzerindeki her kadın, mutlaka
yılda bir defa hekime baŞ vurarak
muayene olmalı ve mamografi dediğimiz meme
filmini çektirmelidir.

KiŞisel meme kanseri hikayesi:
Daha önce meme kanseri geçirmiŞ ve tedavi olmuŞ kadınlarda,
diğer memede kansere geliŞme olasılığı normal
kadınlara göre 3-4 kat daha fazladır.
Ailede meme kanseri hikayesi: Aile yakınları
arasında meme kanserine yakalanmıŞ
kadınların, meme kanserine yakalanma olasılığı,
diğer kadınlara göre daha fazladır.
Örneğin, kız kardeŞi veya annesi meme kanserine
yakalanan bir kadının, meme kanserine
yakalanma riski, diğer kadınlardan 2- 5 kat daha
fazladır. Bu kadınlar daha sık
ve dikkatli izlenmelidir. Bu Şekilde sorunları
olan kadınlar, meme kanseri genetik
danıŞmanlığının yapıldığı kliniklere baŞ vurarak
risklerini hesaplattırmaları gerekir.
Eğer aile geçiŞ riski yüksek bulunursa, genetik
testi yaptırmalıdırlar. Vakfımız
polikliniğinde bu hizmet verilmektedir.

Daha önce meme biopsisi yapılmıŞ olması:
Memede bir kitle nedeni ile biopsi yapılmıŞ ve iyi huylu bir
tümör saptanmıŞ olabilir. Bazı kanser olmayan
iyi huylu tümörlerin bulunması, kanser
geliŞme riskini değiŞik oranlarda
artırabilmektedir. Bu, tümörün hücresel yapısına
göre değiŞir. Örneğin, yapılan bir biopside,
çıkartılan kitlenin
patolojik incelemesi
sonucu atipik hiperplazi tanısı konmuŞ
kadınlarda ( bu tamamen iyi huylu bir tümördür),
meme kanseri geliŞme oranı normal kadınlara göre
daha fazladır.

Fertil çağ süresi:
Adet görmeye erken baŞlanması, menepoza geç
girilmesi, fertil çağı uzatmaktadır.
Bu sırada kadın daha uzun süre östrojen hormonu
etkisi altında kalmakta, meme kanseri
geliŞme riski artmaktadır. Erken menopoza giren
kadınlarda hormon tedavisi yapılmıyor
ise, meme kanseri riski önemli ölçüde
azalmaktadır. Elli yaŞından sonra adet görmeye
devam eden kadınlarda, meme kanserine yakalanma
riski az da olsa artmaktadır.

Doğurganlık hikayesi:
İlk çocuğu doğurma yaŞı önemlidir. İlk çocuğunu
30 yaŞından sonra doğuran kadınlarda
meme kanseri görülme oranı 20 yaŞından önce
doğuranlara göre 2 kat fazladır. Hiç çocuk doğurmayan kadınlarda risk
hafif yükselmektedir.

Sosyoekonomik seviyenin yüksekliği:
Varlıklı, sosyoekonomik düzeyi yüksek olan kadınlarda, meme
kanseri görülme oranı daha fazladır. Bu
ailelerin kızları daha iyi beslendikleri
için daha erken geliŞmekte ve erken yaŞta adet
görmeye baŞlamaktadır. Ayrıca bu
çocuklar büyüdükleri zaman eğitim ve iŞ nedeni
ile daha geç evlenmekte ve daha geç
çocuk sahibi olmaktadırlar. Bu nedenlere bağlı
olarak fertil çağın erken baŞlaması,
geç doğurma gibi nedenler sebep olarak
sayılabilir. Ayrıca bunların dıŞında baŞka
faktörler de rol almaktadır.

Östrojen hormonu tedavisi görenler:
Menopoz nedeni ile uzun süre östrojen tedavisi ( 10 yıldan
fazla) gören kadınlarda, meme kanseri oranı
artmaktadır. Fakat, hormon tedavisi
almayan kadınlarda da, kalp hastalıklarında ve
osteoporoz gibi sorunlarda artıŞ
ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle, menopoz
yakınmalarının azaltılması amacı ile, östrojen
verilmesi önerilebilir fakat, mutlaka bir hekim
kontrolü altında yapılmalıdır

Doğum kontrol hapı kullanılması:
Bu konuda farklı görüŞler olmakla birlikte hafif bir risk
artıŞı olduğu ileri sürülmektedir. On yıl önce
doğum kontrol hapını bırakmıŞ olan
kadınlarda ise, bu risk tamamen ortadan
kalkmaktadır.

Alkol kullanılması:
Fazla alkol alan kadınlarda, almayan kadınlara
göre risk nispeten artmaktadır. Günde
3 bardak yüksek dereceli alkol içen bir kadının
meme kanserine yakalanma riski,
hiç içmeyen kadına göre 2 kat daha fazladır.
Alkol alımının günde bir kadeh ile
sınırlandırılması önerilmektedir.

Sigara: Sigaranın
kesin bir etkisi gösterilememiŞtir. Fakat, genel
sağlığı etkilediğinden dolayı bırakılması
önerilmektedir.

şiŞmanlık ve yağlı beslenme:
Bazı çalıŞmalarda ŞiŞmanlığın, özellikle 50 yaŞ üzerindeki
kadınlarda meme kanserine yakalanma riskini
artırdığı gözlenmiŞtir. Özellikle, doymuŞ
yağların fazla bulunduğu yağlı et gibi yemekler
ve yağlı süt ürünlerinin fazla alınmasının
bu riski artırdığı ileri sürülmüŞtür.

Meme Kanseri Riski
Azaltılabilir
Mi?

Egzersiz: Yoğun egzersiz ve jimnastik yapan
kadınlarda
meme kanseri riskinin azaldığı gözlenmiŞtir. Bu
nedenle, tüm kadınlara önerilmektedir.

Beslenme: Meme kanseri ile beslenmenin önemli
iliŞkisi
vardır. Sebze ve meyveden zengin beslenme, ağır
yağlı yiyeceklerden uzak durulması
önerilmektedir. Günlük gıda alımına C vitamini,
betakaroten gibi antioksidanların
eklenmesinin koruyucu etkisi olduğu ileri
sürülmektedir.

Kısaca, ŞiŞmanlığın azaltılması, alkol
alınıyorsa
bırakılması. Hafif egzersiz yapılması(haftada 4
saat tempolu yürüyüŞ), Sebze ve
meyvenin bol tüketilmesi, gibi basit önlemler
ile meme kanseri riski % 30-40 oranında
azaltılabilmektedir.

Meme Kanseri Önlenebilir Mi?

Henüz meme kanserini kesin önleyen bir yöntem
henüz yoktur. Günümüzde bilinen tek
yöntem, erken tanıdır. Erken tanı sayesinde,
meme kanserinin getirdiği sorunlar
büyük oranda çözülebilmektedir. Bu sayede
hastalığın toplumda yaptığı hasar en aza
indirilebilir, yaŞam süresi ve kalitesi önemli
ölçüde arttırılabilir.

Erken teŞhis için bilinen en iyi ve etkili
çözüm, kadınların risk durumlarına göre
belirlenmiŞ olan muayene ve tetkik
protokollarının uygulamasıdır.

Meme Kanseri Nasıl Erken Tespit Edilebilir?

Meme kanserinde erken teŞhis yöntemleri,
hastanın taŞıdığı risk faktörlerine göre
değiŞmektedir. Bu risk faktörlerinin arasında en
baŞta yaŞ gelmektedir. Daha genç
yaŞlarda ortaya çıkabilmesine rağmen, ilerleyen
yaŞ gruplarında bu risk artmaktadır.
Bu nedenle ilerleyen yaŞ gruplarında erken
teŞhis için alınması gereken önlemler,
daha erken yaŞ gruplarına göre farklılık
göstermektedir. Yirmi yaŞ üzerindeki kadınlar,
her ayın belirli bir döneminde kendi kendilerini
muayene etmelidirler. Bu muayene
sırasında meme dokusunda farklılık olup olmadığı
araŞtırılır. Eğer bir değiŞiklik
tespit edilirse derhal bir hekime baŞ
vurulmalıdır. Bir değiŞiklik saptanmasa bile,
üç yılda bir kez hekim tarafından muayene
edilmelidirler.

Kırk yaŞına gelen kadınların, kendi yaptıkları
periyodik muayeneye ek olarak her
yıl bir kez hekim tarafından muayene edilmeleri
gereklidir. Ayrıca her yıl veya
iki yıl ara ile mamografi çektirmeleri
gereklidir.

Elli yaŞından sonra, kadınlar kendilerinin
periyodik muayenelerine ve her yıl bir
defa hekim muayenesine devam etmeli ve mamografi
dediğimiz meme filmini her yıl
çektirmelidir.


Kadınlar Kendilerini Nasıl Muayene Etmelidir?

Erken teŞhis için her kadının ayın belirli bir
günü kendisini muayene etmesi gerekir.
Her ay kendisini düzenli olarak kendisini
muayene eden bir kadın, memesinde ortaya
çıkan bir
kitleyi çok daha erken fark eder. Kadınlara
kendilerini muayene etmesini
öğreten çeŞitli kitap ve broŞürler var. Fakat bu
çoğunlukla yetersiz kalmaktadır.
Meme muayenesini öğreten silikon meme kiti ve
video filmleri de bulunmaktadır.

AŞağıda değiŞiklikler fark edildiğinde,
gecikmeden bir hekime baŞ vurulmalıdır:


·         Memede iki haftadan uzun süre ele gelen
sertlik veya kitle,


·         Meme derisinde kalınlaŞma, ŞiŞme, renk
değiŞikliği,


·
Meme baŞında kalınlaŞma, kızarıklık
veya yara olması,


·
Memede veya meme baŞında içeri doğru
çekinti olması,


·
Memenin Şeklinde değiŞiklik,


·
Meme baŞlarının pozisyonlarında
değiŞiklik,


·
Meme baŞında ortaya çıkan akıntı.

Mamografi Nedir?

Mamografi, düŞük dozda çekilen bir meme röntgen
filmidir. Memede, muayene ile saptanamayacak
kadar küçük anormalliklerin tespit edilmesi
amacı ile çekilir. Mamografinin gerçek
değeri budur. Çünkü, bu sayede, hastalık muayene
ile tespit edilebilecek safhadan
önce saptanır. Bu nedenle kesin hayat
kurtarıcıdır. Kırk yaŞını geçen kadınlar her
yıl veya iki yılda bir mamografi çektirmeli ve
her yıl uzman bir hekime meme muayenesi
olmalıdır. Elli yaŞını geçen kadınlar ise her
yıl mamografi çektirmeli ve hekime
muayene olmalıdır.


Mamografi Ne Zaman Çektirilir?

Mamografi çekilirken meme, iki tabaka arasında
birkaç saniye hafifçe sıkıŞtırılır.
Bu nedenle memelerin en az hassas olduğu zamanda
mamografi çekilmesi, özellikle
memeleri hassas kadınlara önerilmektedir. Adet
bitimini takip eden hafta, memelerin
hassasiyetinin en az olduğu zamandır. Ayrıca
adet bitimini takip eden hafta, hormonal nedenlerle memelerin ŞiŞliği en
alt düzeydedir ve bu sırada daha iyi sonuçlar alınmaktadır.
Bu sebeplerden dolayı herhangi özel bir durum
olmadıkça, mamografi çekiminin, adetin
bitimini takip eden haftada yapılması
önerilmektedir.


Mamografi Çektirmeye Giderken Nelere Dikkat
Etmeli?

Mamografi çekilirken belden yukarısı çıplaktır.
Bu nedenle çekime gelirken iki parça
elbise giyilmesi önerilir. Bu sayede çekim
sırasında belden üstü kolaylıkla çıkartılabilir.
Filmi etkileyebileceğinden, koltuk altlarına
deodorant, talk pudrası, losyon gibi
Şeyler sürülmemelidir.

Memede Bir Kitle Tespit Edildiğinde Ne
Yapılmalı?

Memede bir kitle tespit edilince bunun kanser
mi, yoksa baŞka bir hastalık mı olduğu
araŞtırılmalıdır. ?unu önemle vurgulamak gerekir
ki, memede saptanan her kitle kanser
değildir. Bu nedenle, memede Şüpheli bir kitle
saptanınca, hemen korkup telaŞlanmaya
ve paniğe kapılmaya gerek yoktur. Memede bir
kitle saptandığında, bir hekime baŞvurarak
daha ileri tetkiklerin yapılması gereklidir.

Meme Kanseri Nasıl Tedavi Edilir?

Son yıllarda meme kanseri tedavisinde oldukça
önemli geliŞmeler olmuŞtur. Bir çok
tedavi olanakları ortaya çıkmıŞtır. Bu
olanaklar, önemli ölçüde, hastalığın saptandığı
safhaya göre değiŞir. Hastalık ne kadar erken
safhada saptanırsa tedavi olanağı
ve seçeneği o kadar fazla olmaktadır.

Meme kanseri tedavisi, günümüzde, uzmanlardan
oluŞan ekiplerce yapılmaktadır. Böyle
bir ekip içinde cerrah, onkolog, radyasyon
onkoloğu, radyolog, patolog, psikolog,
plastik cerrah, fizyoterapist gibi, tıbbın
değiŞik dallarından bir araya gelmiŞ
ve özellikle çalıŞma alanları meme kanseri
üzerinde yoğunlaŞmıŞ hekimler bulunur.

Meme Ameliyatları Nelerdir?

Günümüzde meme kanserinin tedavisinde, cerrahi
giriŞimin birkaç farklı uygulaması
vardır. Bu uygulamalar temel olarak, memenin
alınmadan korunmasına yönelik olanlar
ve memenin tümünün çıkartılmasına yönelik
olanlar olarak iki ana gruba ayrılmaktadır.
Bunlara ek olarak da, alınan memenin yerine,
plastik cerrahi teknikler ile yeniden
meme rekonstrüksiyonu yapılması ameliyatları
vardır


Kemoterapi Nedir?

Kanser hücrelerini öldürücü ilaçlarla yapılan
tedavidir. Bu ilaçlar ağızdan veya
damardan verildikten sonra tüm vücuda yayılır.
Genellikle, aynı anda birkaç ilaç
birlikte verildiğinde daha etkili olduklarından,
değiŞik kombinasyonlar halinde verilirler. Kemoterapi, belirli bir süre
verilir ve sonra ara verilir. Bu aralarda
hastanın kendisini toparlaması sağlanır. Daha
sonra tekrar bir süre ilaç verildikten
sonra ara verilir. Bazı olgularda lokal olarak
yapılan cerrahi tedaviye ek olarak,
ilaç tedavisi de eklemek gerekebilir. Hastalarda
cerrahi tedavi sonrası yapılan
tetkiklerde, herhangi bir bölgede kanser
kalmamıŞ olsa bile, koruyucu önlem olarak
bir süre ilaç tedavisi yapılabilir. Bu tedaviye
adjuan kemoterapi denir.

Hormon Tedavisi Nedir?

Bazı meme kanseri hücreleri, içerdikleri hormon
reseptörleri (algılayıcıları) aracılığı
ile diŞilik hormonu olan östrojene duyarlı
olabilir. Yani, östrojen hormonu bu kanser
hücrelerinin büyümelerine ve artmalarına neden
olabilir. Hormon tedavisinde amaç,
bu Şekilde östrojen reseptörü içeren ve bu
hormona duyarlı olan kanser tiplerinde,
östrojen etkisinin ortadan kaldırarak kanserin
geliŞmesinin önlenmesidir. Bu amaçla
günümüzde kullanılan ilaç, tamoxifendir.
Tamoxifen tedavisi, genellikle en az iki
yıl ve en fazla beŞ yıl sürmektedir.

IŞın Tedavisi (Radyoterapi) Nedir?

IŞın tedavisi, meme bölgesine ve koltuk altına
uygulanarak, cerrahi giriŞimden sonra
kalma olasılığı olan kanser hücrelerinin
öldürülmesini sağlamak amacı ile yapılır. Bu tedavinin de, diğer
tedaviler gibi bazı yan etkileri vardır. Bu tedaviyi gören
kadınların çoğu halsizlikten yakınırlar. Memede
ŞiŞme ve ağırlık hissi ortaya çıkabilir.
Bu yan etki yaklaŞık bir yılda kendiliğinden
kaybolur. Tedavi edilen bölgedeki deri,
güneŞ yanığı rengini alabilir. Bu da yaklaŞık
bir yıl içinde azalır.

Erkeklerde Meme Kanseri Görülür Mü?

Kadınlara kıyasla daha az görülmekle birlikte,
erkeklerde de meme kanseri görülebilir.
Her 100 meme kanserinden birisi erkeklerde
görülür. 1993-1997 yılları arasında,
erkeklerde görülen meme kanseri oranı % 50 artıŞ
göstermiŞtir. Bu nedenle erkeklerin
de bu konuda duyarlı olmaları gereklidir.


Dünyada Meme Kanseri Görülme Sıklığı Nedir?

Meme kanseri bir çok ülkede, kadınların en
korkulu sağlık sorunu olma özelliğini
taŞımaktadır. Günümüzde ABD’ de, sekiz kadından
birisi meme kanserine yakalanmaktadır.
Bu oran Avrupa ülkelerinde on kadında birdir.
Meme kanseri ile ilgili sayıları Şu
Şekilde sıralayabiliriz;

1950-1970 yılları arasında ABD’ de, 1milyon
kadın meme kanseri nedeni ile hayatını
kaybetti. Bu sayı ABD’nin 2. Dünya savaŞı, Kore
ve Vietnam savaŞlarında kaybettiği
insan sayısından fazladır. 1998 yılında
Avrupa’da 1 milyon kadın, meme kanserin
nedeni ile tedavi görmektedir. 2000 yılında
dünyada 1 milyon kadına, yeni meme kanseri
tanısı konacaktır. Dünyada her 11 dakikada 1
kadın, meme kanseri nedeni ile hayatını
kaybediyor. Dünyada her 3 dakikada 1 kadına,
yeni meme kanseri tanısı konuyor.

Türkiye’de Meme Kanseri Görülme Sıklığı
Nedir?

Türkiye’ de sağlıklı bir istatistik bulunmuyor.
Gerek beslenme, gerekse iklim açısından,
ülkemiz Şartlarına yakın sayabileceğimiz bir
Akdeniz ülkesi olan İtalya istatistiklerini
ülkemize uyguladığımızda, Türkiye’ de her yıl 30
bin kadın meme kanserine yakalanmaktadır.

Sayılar soyut kavramlar oldukları için fazla bir
anlam taŞımayabilir. Fakat bir
an durup düŞünürsek, yakın çevremizde, akraba ve
dostlarımız arasında, bu sorun
ile karŞılaŞmıŞ birkaç tanıdığımızı, mutlaka
anımsayacağız. Sorunun hiç de sandığımız
kadar bizden uzak olmadığını, güç de olsa kabul
etmeliyiz.

Dünyada Meme Kanseri ArtıŞ Gösteriyor Mu?

Hastalığın diğer bir özelliği de, görülme
sıklığının artıyor olmasıdır. Kırk yıl
önce 1960 yıllarında, ABD’ de yirmi kadından
birisinde meme kanseri görülürken,
günümüzde sekiz kadından birisinde meme kanseri
görülmektedir. Hastalığın gösterdiği
bu artıŞ, tüm geliŞmiŞ batı ülkelerinde
izlenmektedir. Meme kanseri görülme oranı
artıŞ göstermekle birlikte, teknolojik geliŞme
ve erken tanı olanaklarının artmasına
bağlı olarak, meme kanseri ölüm oranı aynı
kalmıŞtır, artmamıŞtır.

Meme Kanserinden Ölüm Oranı Yükseliyor Mu?

Batı ülkelerinde sivil toplum örgütlerinin
çalıŞmaları ve hükümetlerin sağlık politikaları
sonucu, meme kanseri ile ilgili toplum bilinci
oldukça yüksek seviyede geliŞmiŞtir.
Bunun sonucu erken tanı olanakları yaygın olarak
kullanıldığı için, meme kanserine
bağlı ölüm oranı düŞük kalmaktadır.

Türkiye’ de ise, bu konudaki toplum bilinci
yeterince geliŞmemiŞtir. Erken tanı
olanakları yetersizdir. Bu olumsuzlukların
sonucu, Türk kadını meme kanseri konusunda
çağdaŞ erken tanı olanaklarından mahrum olduğu
için, tanı çok geç konulmaktadır.
Hastaların büyük bir çoğunda, ilk tanı sırasında
çok geç kalındığı için,uygulanacak
tedavi seçenekleri fazla olmamaktadır.

Meme Kanseri Toplu Taraması Nasıl Yapılır?

Mamografi, memenin röntgen filminin çekilerek,
kanserin erken dönemde saptanmasına
yardımcı olan bir yöntemdir. Bu yöntem ile,
toplumda belirli bir yaŞın üstündeki
tüm kadınların meme filmi çekilerek, meme
kanseri erken safhada yakalanmaya çalıŞılır.
Bu Şekilde toplumda meme kanseri taramasının
yapılabildiği mamografiye, tarama mamografisi
denir.

Tarama mamografisi, dünyada en yaygın kullanılan
meme kanseri erken tanı yöntemidir.
Amerikan Kanser Enstitüsü, 40 yaŞ üzerindeki her
kadının, yılda bir defa mamografi
çektirmesini ve uzman bir hekim tarafından
muayene edilmesini önermektedir. Türkiye’de
geliŞmiŞ teknolojik donanımlı mamografi
merkezlerinin sayısı sınırlıdır. Bu aygıtların
kalibrasyonu düzenli olarak yapılmamaktadır.
Filmi çeken teknisyenlerin eğitim düzeyleri
yeterli değildir. Bu filmi okuyup değerlendiren
bir radyoloji uzmanın deneyimli
olabilmesi için, yılda en az 8 bin mamografi
filmini değerlendiriyor olması gereklidir.
Türkiye’de tüm bu özellikleri taŞıyan tanı
merkezi sayısı oldukça azdır.

Meme Kanseri Tedavisini Kim Yapar?

Meme kanserinin tedavisi, günümüzde
multidisipliner bir yaklaŞım gerektirmektedir.
Hastanın ilk ameliyatını yapan cerrah, ilaç
tedavisini uygulayan onkolog, ıŞın tedavisini
uygulayan radyasyon onkoloğu, teshisin
konulmasında kilit rol alan patolog ve plastik
cerrah mutlaka bir ekip çalıŞması içinde
birlikte hastayı ele almalı ve hastanın
tedavisini birlikte planlamalıdır. Bu hekimler
meme kanseri konusunda yeterince
bilgili ve uzmanlaŞmıŞ olmalıdır. Alınan memenin
yerine, rekonstrüksiyon yapılarak
hastaların bedensel kayıplarının en aza
indirilmesi, çağdaŞ meme kanseri tedavisinin
ayrılmaz parçasıdır. Bu nedenle plastik ve
rekonstrüktif cerrahi, bu ekip içinde
yerini almalıdır. Ameliyat sonrası erken dönemde
kol ve omuz hareketlerinin kazanılmasında,
geç dönemde kolun ŞiŞmesi Şeklinde seyreden
lenfödem tedavisinin yapılmasında, fizik
tedavi ve rehabilitasyonun önemi çok büyüktür.
Meme kanseri sadece hastayı değil,
çevresindeki insanları da psikolojik olarak
önemli ölçüde etkileyen bir sosyal bir
sorundur. Böyle bir ekip içinde psikolojik
desteği sağlayan psikoloğun bulunması,
mutlaka gereklidir. Hastaların hemen tümü büyük
bir bilgi açlığı içindedir. Özellikle
beslenme konusunda kendileri yeterince
bilgilendirilmemektedir. Ekip içinde bulunan
bir diyet ve beslenme uzmanı, bu açığı
kapatacaktır. Bu ekiplerin birlikte çalıŞtığı
meme poliklinikleri, geliŞmiŞ ülkelerin çoğunda
vardır. Yapılan bilimsel araŞtırmalar,
meme kanseri hastalarının, bu konuda uzmanlaŞmıŞ
kliniklerde tedavi görmeleri ile,
çok daha baŞarılı sonuçların alındığını
göstermiŞtir.

Meme Protezi Nedir?

Meme ameliyatı olmuŞ ve plastik rekonstrüksiyon
yapılmamıŞ kadınlar, beden görümlerini
korumak amacı ile protez meme kullanmaktadır.
Batı ülkelerinde bu konuda eğitimli
protez hemŞireleri, hastanın ölçülerini almakta
ve uygun protezin seçimine yardımcı
olmaktadır. Bu hizmet, eğitim ve deneyim
gerektirmektedir. Ülkemizde bu protezlerin
satıŞı, sıradan satıŞ elemanlarınca yapılmakta
ve ülke alım gücünün çok üzerinde
ücret istenmektedir. Uygun bir organizasyonla,
bu sorun çözülebilir ve ücret üçte
bire düŞürülebilir. Bu sayede hizmet toplumun
tüm kesimlerine yayılabilir.