162 Kez Bakılmış

MİMAR SİNAN (1490-1588) Kimdir

 

MİMAR
SİNAN (1490-1588)

Kayseri’nin Ağırnas köyünde doğdu. Yavuz Sultan Selim
zamanında devŞirme olarak İstanbul’a getirildi. Zeki, genç ve dinamik olduğu
için seçilenler arasındaydı. Sinan, At Meydanı’ndaki saraya verilen çocuklar
içinde mimarlığa özendi, vatanın bağlarında ve bahçelerinde su yolları yapmak,
kemerler meydana getirmek istedi. Devrinin mahir ustaları mahiyetinde han,
çeŞme ve türbe inŞaatında çalıŞtı. 1514’te Çaldıran, 1517’de Mısır seferlerine
katıldı. Kanunî Sultan Süleyman zamanında yeniçeri oldu ve 1521’de Belgrad,
1522’de Rodos seferinde bulunarak atlı sekban oldu. 1526’da katıldığı Mohaç
Meydan Muharebesinden sonra sırası ile acemi oğlanlar yayabaŞılığı, kapı
yayabaŞılığı ve zenberekçibaŞılığa yükseldi.

1532’de Alman, 1534’de Tebriz ve Bağdat seferlerinden dönüŞte “Haseki” rütbesi
aldı. Bağdat seferinde Van Kalesi Muhasarasında, göl üzerinde nakliyat yapan
kalyonlara top yerleŞtirdi.

Korfu, Pulya (1537) ve Moldovya (1538) seferlerine
katılan Mimar Sinan, Moldovya (Kara Buğdan) seferinde Prut nehri üzerine onüç
günde kurduğu köprü ile Kanunî Sultan Süleyman’ın takdirini kazandı. Aynı sene
baŞmimarlığa yükseldi.

Mimar Sinan, katıldığı seferlerde Suriye, Mısır, Irak,
İran, Balkanlar, Viyana’ya kadar Güney Avrupa’yı görüp mimari eserleri inceledi
ve kendisi de birçok eser verdi. İstanbul’da devrin en meŞhur mimarları ile
Bayezid Camii’nin ustası Mimar Hayreddin ile tanıŞtı.

Bazı Eserleri
Sinan’ın mimarbaŞılığa getirilmeden evvel
yaptığı üç eser dikkat çekicidir. Bunlar Halep’de Hüsreviye Külliyesi, Gebze’de
Çoban Mustafa PaŞa Külliyesi ve İstanbul’da Hürrem Sultan için yapılan Haseki
Külliyesi’dir.

MimarbaŞı olduktan sonra verdiği üç büyük eser, O’nun
sanatının geliŞmesini gösteren basamaklar gibidir. Bunların ilki, şehzadebaŞı
Camii ve Külliyesidir. Külliyede ayrıca imaret, tabhane (mutfak), kervansaray
ve bir sokak ile ayrılmıŞ medrese bulunmaktadır.

Süleymaniye Camii, Mimar Sinan’ın İstanbul’daki en
muhteŞem eseridir. Yirmiyedi metre çapındaki büyük kubbe, zeminden itibaren
tedricen yükselen binanın üzerine gayet nisbetli ve ahenkli bir Şekilde
oturtulmuŞtur. Sükûnet ve asaleti ifade eden bu sade ve ahenkli görünüŞü ile
Süleymaniye Camii, olgunlaŞmıŞ bir mimariyi temsil etmektedir.Sekiz ayrı
binadan meydana gelen Süleymaniye Camii ve Külliyesi, Fatih’ten sonra Şehrin
ikinci üniversitesi olmuŞtur.