hosgeldin ey ramazan

Değerli KardeŞlerim, her ne kadar heyecanın ve hüznün olduğu
bir Ramazan ayına daha giriyor olsak da, Ramazan ayımız mubarek olsun
ve İnŞa’ALLAH hayırlı amellerinizle ve yapacağınız dualarla bu ayın
hayırların en büyüğüne vesile olmasını Rabbimden dilerim.

Tam onbir ay boyunca bu Mübarek ayı büyük heyecanla bekliyoruz..

Bu ayı diğer aylardan ayıran en önemli fark Kur’an-ı Kerimin bu ayda indirilmiŞ olmasıdır. Rabbimiz Şöyle buyuruyor;

“Ramazan ayı, insanlara yol
gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak
Kur’anın indirildiği aydır.”  (Bakara 185)

Bu ayda Kur’an-ı Kerim’in nazil olması dahi baŞlı baŞına bu
ayın değerini ortaya koymaktadır. Bununla birlikte bu ay günahların
silindiği, duaların kabul olduğu, bereketin ve evlerdeki saadetin
arttığı, sabırların sınandığı ve yaptığımız herhangi hayırlı bir amelin
mukafaatının katlandığı bir aydır. Bu durumda böylesi güzel bir aya
kavuŞtuğumuz için insanın sevinmemesi heyecanlanmaması imkansızdır.
Çünkü bu ayda Rabbim kullarının hatalarının silinmesi ve ecirlerinin
artması hususunda tabiri caizse büyük bir fırsat tanımıŞtır. O halde
her AKILLI kul bu ayın değerini bilmeli ve Rabbisinin kendisinden razı
olması ve  kendisiyle iftihar etmesi için hayırlı amellerini arttırmalı.

“Ramazan ayı size bir bereket ayı
olarak gelmiŞtir. ALLAH’u Teala bu ayda rahmetiyle sizi kuŞatır. Bu
ayda rahmet indirir. Hataları siler, duaları kabul eder. ALLAHu Teala
bu ayda hayr hususundaki yarıŞlarınıza bakar ve meleklere karŞı sizinle
iftihar eder. ALLAH’a karŞı hayr ortaya koyunuz. Çünkü bedbaht kiŞi bu
ayda ALLAH’ın rahmetinden mahrum olan kiŞidir.”
(Tabarani)

Ebu Hureyre’den rivayet edilen günahların silinmesi hakkında;
“Her kim iman ederek ve karŞılığını sırf ALLAH’tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa, onun geçmiŞ günahları bağıŞlanır.”

SubhanALLAH bu hadiste Rabbimizin merhametini görmekteyiz.
Rabbimiz kuluna hiç bir zaman zülmetmez ama kul kendine hep
zülmetmiŞtir. Kulun iŞi bu kadar kolayken o herzaman herŞeyi kendine
zorlamıŞtır. Üstelik bunun içinde her zaman Şeytan bahane edilmiŞtir.
Oysa bu ayda Rabbimiz Cehennem kapılarını kapatıp Cennet kapılarını
sonuna kadar açtığı gibi Şeytanlarıda zincire vurmuŞtur.

Ebu Hureyre (ra)’dan Rasul (sav) Şöyle buyurdu
         ”Ramazan ayı girdiği zaman
Cennet kapıları açılır, Cehennem kapıları kilitlenir. şeytanlar zincire
vurulur.” (Buhâri, Müslim)

BaŞka bir hadiste;

“Ramazanın ilk gecesi olduğu
zaman, cehennem kapıları kapanır. Onun hiçbir kapısı açılmaz. Cennet
kapıları açılır ve o kapılardan hiçbiri kapanmaz”. Münadi Şöyle
seslenir: ‘Ey hayr isteyen gel, koŞ! Ey Şer istiyen, kötülüklere karŞı
kendini tut!’ o ayda ALLAH’ın cehennemden azatlıları vardır. Bu Ramazan
bitinceye dek vaki olur”
(Tirmizi)

Bu ayda insana vesvese verecek Şeytan bağlıdır ve insanlara
yaklaŞamaz. Bu durumda kiŞi bu ayda nefsiyle baŞbaŞadır. Nefsiyeti
kuvvetli olan kul Rabbisi için bu Mubarek ayı çok güzel değerlendirir.
Hayırlı iŞlerde yarıŞır, Rabbimizin razı olacak amellerini arttırır.
Ama nefsiyetinde bozukluklar olan kul, bırakalım hayırlı iŞler yapmayı
oruç tutmakta dahi zorluk çeker. Yani bu ay kulunun kendisini daha iyi
tanıyabileceği bir aydır. Rabbimiz oruç tutunları Şöyle
mükâfaatlandırmaktadır;

Sehl İbni Sa’d (ra)’den rivayet edildiğine göre Rasulullah Şöyle buyurdu:

“Cennette Reyyân denilen bir kapı
vardır ki, kıyamet günü oradan ancak oruçlular girecek, onlardan baŞka
kimse giremeyecektir. Oruçlular nerede? Diye çağrılır. Onlar da kalkıp
girerler ve o kapıdan onlardan baŞkası asla giremez. Oruçlular girince
o kapı kapanır ve bir daha oradan kimse girmez.”
(Buhârî, Savm 4; Müslim, Sıyâm 166)

Ebû Saîd el-Hudrî (ra)’den edildiğine göre Rasulullah (sas) Şöyle buyurdu;

“ALLAH rızâsı için bir gün oruç
tutan kimseyi ALLAH’u Teâlâ, bu bir günlük oruç sebebiyle cehennem
ateŞinden yetmiŞ yıl uzak tutar.”
(Buhârî, Cihâd 36; Müslim, Sıyâm 167-168)

Böylesi bir mükâfaat varken kulun bu ayı değerlendirmemesi
kesinlikle akıllılık değildir aksine ahmaklıktır. Çünkü her akıllı kul
günahlarının silinmesini ister ve bunun için çaba gösterir ve de önüne
gelen her fırsatı değerlendirmesini bilir. Rasulullah’ında buyurduğu
üzere Akıllı insan dünyaya aldanmaz aksine hep hayırlı amellerin
peŞindedir ama ahmak olan nefsine uyarak, Rabbimizin dininden uzak,
sadece dünya için yaŞar. Bu da yetmiyormuŞ gibi ALLAH’u Teâlâ’ının
rahmetini bekler.

İbni Abbas (r.a.)’dan ALLAH Resülünün Şöyle dediği rivayet edilir ki;
“Cennet seneden seneye, Ramazan ayı için süslenir ve Şöyle der:
‘-ALLAH’ım bizim için bu ayda kullarından bizde kalacak insanlardan
kıl.’ Hurilerde Şöyle der: ‘-ALLAH’ım! kullarından bu ayda bize kocalar
ihsan eyle.’ Kim bu ayda kendini muhafaza edipte içki içmezse, iftira
ve buhranla bir mü’mini rahatsız etmezse, hata ve günahlarından
sakınırsa, ALLAH ona her gece yüz tane huri verir. Ayrıca ona altın,
gümüŞ, yakut ve zebercendden bir köŞk yapar. Bütün dünya bir araya
getirilip de o köŞke konsa bir keçi bağlanacak kadar yer iŞgal ederdi.
Kim de Ramazan ayında içki içer, bir mü’mine iftira eder ya da bir
günah ve hata iŞlerse bir senelik amelini iptal eder. Onun için Ramazan
ayına karŞı dikkatli olun. Zira o, ALLAH’ın ayıdır.”

Ramazan ayının değerini anlatan inanılmaz çok hadis ve ayet
mevcuttur. Burda sadece bir kaçını paylaŞabildik. Her fert bu ayet ve
hadisleri kendileri inceleyebilirler. Böylelikle bizleri nasıl bir ayın
beklediğini idrak eder ve yapmamız gerekenleri öğrenip onlarla amel
etme fırsatı buluruz.

Öyle bir aya giriyoruz ki, bu ayda günahlarımız silinebilir,
hatalarımız affedilebilir, ecirlerimiz artabilir hatta bir çocuk gibi
tertemiz günahsız olarak Cenneti hak edebiliriz. Bu gerçekten çok büyük
bir mükâfaat ve kesinlikle basite alınabilecek bir mesele değil.
Yukarıdada zikrettiğimiz gibi böylesi güzel bir aya giriyor olmamız
bizi gerçekten çok heyecanlandırıyor ve her Ramazan ayını heyecanla
bekliyoruz..

..ama her Ramazan ayına buruk ve hüzünle giriyoruz.

Bu hüzün, burukluk öyle biŞey ki, tarifini yapmak mümkün
değil. İnsanın içine, kalbinin üzerine oturan her nefes alıŞ veriŞinde
kalbini acıtan bir hüzün. Bu hüznün elbette bir çok sebebi var ama
bunun baŞlıca sebebi iŞte onun acısı daha da büyük..

Evet.. Tam onbir ay boyunca bu Mubarek Ramazan ayını
heyecanla bekliyoruz ama her Ramazan ayına büyük bir burukluk ve
hüzünle giriyoruz.. Tıpkı bu Ramazanda da olduğu gibi. Aslında sebebi
çok açık bizleri birbirimize kenetleyecek, koruyup kolluyacak,
zalimlerden hesab soracak bir devletimizin olmayısı.. Bir Halifemiz
olmadan Ramazan ayına girmek. Söylemesi dahi o kadar zor ki, yaŞaması
adeta öldürüyor insanı..

Mubarek bir aya giriyoruz lakin Müslümanlar cahil,
bilinçsiz. Öyle bir durumdayız ki, hadi bırakalım Halifenin yokluğunu
hissetmeyi, bu ayın değerini dahi idrakında değiller. Ramazan ayının
baŞlamasıyla kapalı giyinenler, Kur’an-ı ellerinden düŞürmeyenler,
namaza baŞlayanlar, alkolu, zinayı bırakanlar, sadaka verenler, Ramazan
ayının bitimiyle bütün hayırlı amelleri de aniden yok ederler. Böyle
biŞey olabilir mi? Rabbimizin dini sadece Ramazan ayı için mi
indirildi? Evet, Kur’an-ı Kerim bu ayda indirildi ama dikkat edilmesi
gereken çok önemli bir mesele var ki, oda sadece bu ayda okumak için,
sadece bu ayda yaŞamak için değil hayatımızda onu yaŞamamız için
indirildi. Sadece bir ay değil oniki ay yermidört saat yaŞamamız için
indirildi ama malesef Müslümanlar bunun dahi bilincinde değiller.

Ramazan ayı artık bir gelenek, örf haline gelmiŞ. Dileyen bu
ayı değerlendirirken dileyen gericilik sayarak istediği gibi yaŞıyor.
Ramazana dahi aynı gün baŞlayamıyoruz. İki ayrı fikre bölünmüŞüz.
Diyanetçilere ve Hilale göre amel edenler. Devletimiz, Halifemiz olsa
durum böyle olurmuydu hiç?

İslam’a düŞman olan generallerin Ramazan sofrası altında
iftar saatinde yemekli kokteyllerde buluŞmaları, Ümmetin kanını emen
faizci, tefeci iŞ adamalarının en lüks yerlerde içkili iftar sofrasında
boy göstermeleri, hain vede satılmıŞ olan yöneticilerin çıkıpta Ramazan
ayının değerinden bahsetmeleri, yağcıların alkıŞ tutmaları, küfrün
içerisinde boğulan devletin, İslam’a açıkça kinlerini kusan azılı
düŞmanların, sarhoŞların, ayyaŞların, papazların Ramazan ayını
sahiplenmeleri..

Diğer taraftan Amerika’nın, İsrail’in zülümlerine devam
etmesi, Irak’taki, Filistin’deki, Özbekistan’daki, Çeçenistan’daki,
Afganistan’daki KardeŞlerimizin halen iŞkal altında olmaları, ya bir
bombayla, yada acımasız bir kurŞunla öldürülmeri, bacılarımızın
namuslarının halen kirletiliyor olması, dünyanın dört bir yanında
zülmün, vahŞetin, iŞkencelerin devam ediyor olması, halen Müslüman
kardeŞlerimizin kanını amen hain yöneticilerin safında yer alan
fasıkların olması, Müslümanların baŞımızdaki sözde yöneticilerin gerçek
yüzlerini halen tanıyamamaları, Müslümanlara yönelik bir zülmün
olduğunu görememeleri..

Bütün bunlar yaŞanırken giriyoruz Ramazan ayına…

KardeŞlerimiz halen hapislerde bu ayı ailelerinden uzak dört
duvar arasında geçirecekler. Analarımızın gözleri halen yaŞlı, kimi
evladımı tutukladılar diye haykırıyor kimide kızının baŞörtüsünden
dolayı yapılan baskılara için için ağlıyor. Bu necis, küfür olan
sistemi yöneten hain, zalim vede fasıklar  dilediğini yapıyor, vuruyor,
kırıyor, acıtıyor, zülmediyor ama hep Müslüman üzülüyor, Müslüman
ağlıyor, Müslüman aç kalıyor, Müslüman acı çekiyor. Ve kimse buna bir
dur diyemiyor. Diyen yiğitler tutuklanıyor, hapse atılıyor,
susturulmaya çalıŞılıyor..

Bir Ramazan ayına daha bütün bunlar halen yaŞanırken
giriyoruz. Bu aya boynu bükük, hüzünlü girmek için bu sebebler yeterli
değilmi? Bütün bunların olmasının sebebi bu küfür sistemi değil mi?
Hilafetin, Halifemizin olmayıŞı değil mi??

         O halde Ey Müslümanlar!!

Bir Ramazan ayına daha böyle bir acıyla girmemek için sadece
büyük bir heyecanla, sevinçle girmek için öncelikle İslam’ı hakkıyla
tanıyıp, yaŞayıp bunun beraberinde birlik olmamız gerekmiyor mu? Tek
vucut olmassak, kafirler vucudumuzu param parça etmeye, kanımızı emmeye
devam edecekler. BaŞımızdaki kukla yöneticilerini, onların hileli
oyunlarını tanıyalım, nasıl necis bir sistemle yönetildiğimizi görelim
ve Rabbimizin şeriat’ına sım sıkı sarılalım. Devletimizin kurulması
için var gücümüzle çalıŞalım. Ucunda öleceğimizi bilsek dahi bu dava’yı
ASLA bırakmayalım. Devletimiz biran önce kurulsun, baŞımıza Halifemiz
geçsinki, bir dahaki Ramazan ayına acı, hüzün, burukluk olmadan
mutlulukla girebilelim..