Uçurumlardan Atamadığım Kalbime

YaŞam yanı baŞımdan akıp gidiyor ve ben bir türlü yetiŞemiyorum. Yüreğimde buruk bir acıyla bakakalıyorum ardından.

Anılardan kırıntılar var hatırımda, anlamsız ucuz zamanlara dair. Oysa
anlamı olan bir Şeyler arıyorum geçmiŞimde… Anlamı olan bir Şeyler
girsin istiyorum hayatıma…


Hayatın bir yerinde bir fotoğrafa girmeye zorluyorum kendimi. Ama hep
kenarda kalıyorum. Ben mi seçiyorum orayı hep? Yoksa onlar mı bana uygun
görüyor, kestiremiyorum? Hep orada, yalanın, üçkâğıdın, ikiyüzlülüğün,
yalakacılığın olmadığı yerde kalıyorum. Hep kenarı uygun görüyorlar
bana. Ortaları yalancılar, yağcılar, onursuzlar, üçkâğıtçılar kapıyor…


Gözlerime bakıp da asıl utanması gerekenler utanmıyor ey hayat, ben
utanıyorum onların yerine, utanmazlıklarından ruhum daralıyor, yüreğim
inciniyor. Bazen çevremden, her Şeyden kaçıp kurtulmak istiyorum.
Hayatın bu kirli sahnesinde insanın iğrençliği tiksindiriyor beni.


Biliyorum ben iyi bir oyuncu değilim, kıvıramıyorum, kavrayamıyorum
senaryoyu. Hayat yalancıyı, onursuzu, kıvıranı seviyor neylersin. Oyunun
içinde aŞağılık rolünü iyi oynayanı seviyor. Yüreğiyle değil, beyniyle
oynayanı seviyor.


Aldatmanın, aldatılmaktan daha makbule geçtiği bir zamandayız ey hayat, bu yüzden hep aldatıldım…


Oyunun adını bulmaya çalıŞıyorum, anlamaya çabalıyorum senaryosunu.
Sevdiklerimin gözlerine bakıyorum, sevmediklerimin. Beni seviyor
görünenlerin gözlerine bakıyorum, sevmeyenlerin. (KeŞfettiklerim)
bulduklarım, anladıklarım ürkütüyor beni. Ürküyorum hayattan ve hayatın
rolünü iyi oynayan utanmaz haytalardan…


Çevremdekilere bakıyorum mertlik, dürüstlük denen kavramlar çoğuna
yakıŞmıyor. Küçücük çıkarlar uğruna böyle ucuz duygusuz
yaŞayabiliyorlar. Bazen baban, kardeŞin bile ucuz çıkarlar için seni
satabiliyor… Olsun, ilk kez yaŞamıyorum hayal kırıklığını, ilk kez
yaŞamıyorum ihaneti. Çocukluğumdan biliyorum ki, uzak dağ baŞlarında
yaralara merhem yerine tütün basarak ayakta durabiliyor çobanlar…


Ey yüksek uçurumlardan atamadığım kalbim, kanayan ve hiç kapanmayan bir
yaraydı bıraktığın ömrüme. Bu yüzden acıyıp duruyor yüreğim, ömrümün
susuz kalmıŞ çiçeklerine… UzlaŞmasız kopuyor iliŞkiler, parçalanan
bulutlar gibi dumanlanıyor gözlerim. Anılar üŞüŞüyor belleğime,
hüzünleniyorum, efkârlanıyorum, üzülüyorum…


Ne çok kırıldım, ne çok Şey yaŞadım hayatın bu kirli sahnesinde.
Sancılarla örülmüŞ bir ömürden geliyorum ey hayat, acılarla örülmüŞ bir
ömürden… Kırgınlıklar kolay iyileŞmeyen yaralardır biliyorum…
Kalbime batan hançerin sapını tutan el önemli değil artık! Nasılsa en
büyük darbeyi insan yakınlarından yer.


Bir gün akŞam olur elbet biter ömür, sızılar kalır geride. Bir de yüreğimde Şiir kırıkları.


Anladım ki, iki kere iki dört etmiyor her zaman.




Ah! Kalbim


Ah! Duyarlı yanım


Ortak oynanan bir oyun mu hayat?


Herkesin kendisini oynadığı


Yalnız bir tragedyayım ben


Maskesiz, seyircisiz


Her gece uykuya yatmıŞ bir dağ gibi kederli


Kirpiklerini sulara dökmüŞ bir çiçeğim


Silahsızım kuŞları vurulmuŞ bir gökyüzünde


Bir kar çölü ıssızlığıyım, durgun bir gölün sessizliği


Her gece bir ateŞ dağına tırmanıyorum


Bir kahır dağına


Hiç bir yol çıkmıyor umuda


Kalbimi iki buzdağının arasına koyup uyuyorum


Bir baŞka bahara açmak için çiçeklerimi


Gel yürek sıcağı bir ezgiyle ört üstümü gülüm


Ört ki ölem..